Sohbetler 20

0
191

–‘’Şeyh Nûri Efendi isminde biri vaaz ediyormuş. İşte, diyormuş, insana öldüğü vakit şöyle sual sorarlar, böyle sual sorarlar. İlmini nasıl kullandın, paranı nasıl kullandın, ibâdet ettin mi, hayır hasenat yaptın mı ve ilh…

Şeyh Şiblî de oradan geçiyormuş. Dayanmış vaazı dinlemiş ve sonunda da:

Şeyh Efendi, demiş, Allah kullarına o kadar çok sual sormaz. İki şey sorar:

Ben seninleydim, ya sen kiminle idin? der.

Şeyh Efendi bu sözü işitince düşüp bayılmış.’’

Sabiha Hanımefendi:

–O Allah’la olursa, Allah’ın da onunla olmamasına imkân var mıdır?

–‘’Hakk’ın herkesle olduğunda şüphe yoktur. Ve hüve maaküm eynemâ küntüm(1):O,nerede olsanız sizinle berâberdir, buyuruyor Cenâb-ı Hak. Meselâ biatta da mürşit seni kendine raptediyor. Artık onun seninle olduğunda tereddüt edebilir misin? Fakat sen araya birçok zulmetler, perdeler koydun dağlar tepeler yığdın. Bu sûretle o seninle olduğu halde, sen onunla olmamış olmaz mısın? Yâhut, hesap gününde Cenâb-ı Hak: Beni sana unutturan neydi? İlmin mi, paran mı, çocuğun mu, hattâ ibâdetin mi? Seni benden alıkoyacak benden gafil kılacak kadar meşgûl eden, benden üstün gelen neydi? diyecek. Halbuki senin bir görmen, bir duyman, bir söylemen lâzımdır. Eğer bir göreydin haset edemez, gıybet edemez, yalan söyleyemezdin.’’

Sabiha Hanımefendi:

–Bizi Hak’tan alıkoyan şüphesiz ki nefsimiz!

Münîre Hanımefendi:

–Evet zâlim nefsim! Allâh’ım sana sığındık. Efendiciğim, inşallah gitmeden evvel, bizleri güzel ahlâklar ile ahlâklandırırsınız.

–‘’Gitmek nedir? Gitmek gelmek var mıdır? Bunlar ârızî şeylerdir. İş, seninle olanla senin de berâber olmandır. Fakat bu da lâfla mümkün değil.’’

(1)Hadîd Sûresi,4.âyet.

Yorum yapabilirsiniz...