Sohbetler 4

0
22

Şeyh Yunus Efendi’nin Medîne’ye olan teşneliğinden bahsediliyordu:

–‘’Medîne’ye gidip cemâl-i Resûlullah’ı görmedikten sonra neye yarar? Medîne’de Ârif Hoca isminde bir mücâvir vardı. Vaktiyle gelmiş bir de medrese açmıştı. Kendisi de müderrislerdendi. Bir gün bana geldi: Aman yâ efendi, ben bugün rezîl oldum, dedi. Dün Hindistan’dan bir yolcu geldi, bana misâfir oldu. Karşıma diz çöküp oturdu ve kaç senedir Medîne’de bulunduğumu sordu. On sekiz seneden beri mücâvir olduğumu söyleyince hürmeti daha ziyâde arttı. Ah efendim ne mutlu size… Resûlullah’ı kaç kere gördünüz? Müştâkım… hiç olmazsa ağzınızdan işiteyim! Dedi.

Yalan söylemek olmazdı. Hiç görmedim! Dedim. Adam hayret etti. Yâ öyle mi efendim? Diye şaştı kaldı. Sonra kendine gelince: Öyle ise ev sâhibi sizi istiskal etmiş ki cemâlini göstermemiş. O hâlde burada ne duruyorsunuz? Pılıyı pırtıyı toplayıp gitseniz daha iyi olmaz mı? Diyerek beni rezîl etti, dedi. Adamcağızın pek üzgün olduğunu görerek tesellî verici sözler ile kendisini yatıştırmaya çalıştım.’’

Bir millî bayram günü idi. Toplar atılıyor ve gemilerden düdük sesleri geliyordu:

–‘’Bakınız top seslerinden ne kadar sarih bir Allah sadâsı geliyor. Düdükler ise, Hû… diye nidâ ediyor.,Şu âlemde ne var ki Allah’ı zikir ve tesbih etmesin? Her şey onu söyler, onu çağırır.

Bir gün Hazret-i Ali bir kilisenin önünden geçerken çan seslerinden mest olmuş dinliyorken birisi: Aman yâ Ali, burası kilisedir, ne yapıyorsun? demiş. Hazret-i Ali de cevap olarak: Bu çan sesleri de Allâh’ımın ismini zikrediyor, onu dinliyorum, buyurmuş. Tevekkeli Koca Niyâzî:

Kâbe’de puthânede

Hânede vîrânede

Çağırırım dost, dost! demiyor.’’

PAYLAŞ
Önceki İçerikKör Ebe
Sonraki İçerikSamiha Anne'den
..1987 yılında kurulan Kütahya Aydınlar Ocağı Derne­ği başkanlığını uzun yıllar yürüten Uğurel, hâlen (KÜMAKSAD) Kütahya Mevlânâ Araştırma Kültür San'at Derneği'nin de başkanı olarak mûsikî, kültür ve san'at faaliyetlerini sürdürmektedir.

Yorum yapabilirsiniz...