Sohbetler-54

0
167

Şükrün mânâsından söz açılması üzerine:

-“Yalnız dil ile şükreylemek, tam şükür demek değildir. Şükür, çalışmaktır. Şükür âilesinin hizmetinde bulunmaktır. Allâh’ın azametini seyreylemektir. Kulağınla, fenâ ve harâma müteallik şeyler dinlememek; elinde, Allah’ın rızâsının hâricinde bir şey tutmamak; ayağınla, yine o rızânın olmadığı bir yere teveccüh etmemek; hâsılı bütün varlığını Hakk’ın rızâsında kullanmak şükretmek demektir.

Meselâ bir sarhoş gördün. Sarhoş rezil…Bak şu adamın hâline…Başı da hiç secdeye gelmiyor… deme. Yâni ayıplama! Ya Rabbî, şu kuluna hidâyet et, beni de bu halden muhâfaza et…Bilirim, istersen bir anda beni onun hâline, onu da benim hâlime koyarsın. Yâ Rabbî sana sığınıyorum. Koru beni, buna da hidâyetini ihsan et! diye Allah’a yalvar.

Böyle yapmaz da o kimseyi ayıplarsan hem gıybet etmiş hem de kendini beğenerek şeytanlık sıfanı giymiş olursun. Hulâsa şükür, benliğe düşmemek, yâni kendini beğenmemek, Allah’tan gelen lutuf ve kahrı hoş görmek, Allah’ın verdiği sefâyı ve cefâyı da tatlı karşılamaktır.” Hz. Ken’an Rifâî, Sohbetler, syf. 39810624829_845324652154271_4857657795938329927_n

Yorum yapabilirsiniz...

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.