Soykırım-1

4
53

1.GİRİŞ

Bugünün genç nesline:’’Sizin, yabancı ülkeler arasında Türk devleti ve milleti için en tehlikeli düşman kabûl ettiğiniz devlet var mıdır; varsa hangisidir?’’ diye sorulsa, öyle sanıyoruz ki gerçekçi, doğru bir cevap almamız mümkün değildir. Hattâ, böyle bir suali sorduğunuz için yadırganmanız bile mümkündür.

Aynı suali yalnızca gençlere değil, kendisini aydın sayan, yazar zanneden, akademisyen geçinen ve ülke kaderini ellerinde tutan koca bir kitleye de sorsak, sonuç değişmeyecektir. Hele yakın târihimiz hakkında hemen hiçbir şey bilmeyen bu zümre, meselâ ‘’Ermeni mes’elesine’’ dâir de bilgi edinmeye ihtiyaç duymayacak derecede bigânedir.

Bunlar,artık birer ‘’dünyâ vatandaşı’’dırlar.’’Küresel bir vatan’’(!) palavrasıyla beyinleri sulanmış,hattâ bir grubu için Türk vatandaşı sayılmak bile âdeta utanılacak bir âidiyet duygusu hâlini almıştır.Bu sebeple,Ermeni soykırımı iftirâları ve Ermenilerin gerçek çehreleri hakkında da bir eziklik ve aşağılık kompleksi taşımaktadırlar;hazır ortada yıllardır vâr olan ‘’Osmanlı-Türk düşmanlığı’’ dururken, onlar da bu karalamaya katılırlar ve kurtulurlar. Yaptıkları, yapabildikleri yalnızca, budur!

Osmanlı’ya ve sonra da Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne küfretmek, iftirâ ve çamur atmak öylesine prim yapmakta ve öyle kocaman bir ‘’menfaat kapısı’’ olarak durmaktadır ki; her dil uzatan, Batılılar tarafından el üstünde tutulup, kendisine Nobel ödülü verilmekte ve bu sâyede ihyâ olmaktadırlar.

Bunların dışında kalan bir avuç gerçek akademisyen, gerçek vatansever, gerçek Türk aydını ise; başta Ermeni iftirâları olmak üzere diğer bütün şer kuvvetlere karşı dar ve kısıtlı imkânlarıyla uğraşmaktadır.

Bu böyle gelmiş, böyle de gidecektir.

Eğer, milleti yönetmeye tâlip olanlar, akıllarını başlarına alıp;’’acabâ Türk çocuklarına insanlık formasyonunu nasıl veririz, insânî değerleri onlara nasıl kazandırırız? Vatan millet sevdâlısı bu nesillerin heder olup gitmesini önlemek için millî bir insan modelimiz olmalı! Bu model, bizim köklü terbiye sistemimiz ve millî imânımız çerçevesinde yetişen ve dünyâ vatandaşı olmayı elinin tersiyle iten; ahlâklı, dürüst, geçmişine saygılı, devletine sâdık; şahsiyet sâhibi birer insan yetiştirmeli’’ diyerek gerçekten millî bir plân ve programı yürürlüğe sokmazlarsa, milletimizi ve devletimizi gerçekten çok karanlık bir ‘’gelecek’’ beklemektedir.

Bunu sür’atle ve ülkenin geleceği için yapacak milliyetçi, cevvâl, basîretli davranacak siyâsî kadrolar var mıdır?

Şimdilik ortada görünmüyorlar.

Hâlbuki yegâne kurtuluş reçetesi bundan ibârettir.

Siz, kendi insanınızı, meselâ bir Türk büyüğünü model kabûl edip; onu böyle büyük yapan değerleri tesbitle uygulamaya koymazsanız, vatan coğrafyasından pay isteyen sırtlan sürüsüyle baş etmeniz muhâl ender muhâldir. Adına ‘’terör’’ dediğimiz belâ da zâten devlet anlayışımızdaki ve insan unsurumuzdaki derin zâfiyetten dolayı kendisinde güç ve kudret vehmetmektedir. Maddî menfaat gruplarının iç ve dış temsilcileri de üstteki faktöre eklenince, işler tamâmen arapsaçına dönmektedir.

Eğer hiç olmazsa yakın târihi iyi bilseydik; ne PKK’lı hâinlerin son yıllardaki tutumu sürpriz olarak karşılanırdı ve ne de Ermeni’lerin diplomatlarımızın katliyle sonuçlanan cinâyetlerle ipe sapa gelmez iftirâları!

Heyhat ki, bu ve benzeri muhtemel problemlere karşı, devletin ne bir hazırlığı vardı, ne de plânı programı! Hâlâ da yok! Nitekim nüfus kayıtlarında T.C. vatandaşı olarak gözüken… Ve bu ülkenin her türlü nîmetinden faydalanan –ama târihte Ermeniler’in milletimize ve devletimize karşı neler yaptığını kendilerine öğretmediğimiz–bir kısım bahtsızın:’’Hepimiz Ermeniyiz!’’ diye sokakta, ekranda ve gazete köşelerinde utanmadan bağırması; insan yetiştirmekte ve onu rûhen, fikren beslemekte düştüğümüz korkunç hatânın iyiden iyiye su yüzüne çıkması demek değil midir? Aynı ‘’yığının’’ peşpeşe gelen şehit cenâzelerinde bir defa olsun görünmeyişi ve ‘’Hepimiz Mehmetçiğiz!’’ şeklinde bağıracak millî duygudan yoksun oluşları, bizi hiç mi düşündürmeyecektir?

Siz, yıllar yılı ‘’millî’’ bir eğitim politikası ile kendi çocuklarınıza sâhip çıkmaz, onlara değer vermezseniz; Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin onca düşmanı, vatan evlâtlarına türlü vaatlerle sâhip çıkmaz mı ve sırtlanlar gibi bize dört koldan saldırmazlar mı?

Elbette düşman, düşmanlığını yapacak; tâze beyinleri kandıracak, sizden toprak da talep edecektir. Üstüne üstlük bu düşmanlıkları, içimizden çıkan hâinler ve kandırılmış beyinlerle daha kolay, daha ucuz mâliyetle yapacaklardır.

Nitekim Kıbrıs’dan, Güneydoğu’muzdan Ermeni mes’elesine ve Avrupa Birliği’ne kadar bu milletin böylesine aşağılandığı, kayıplara uğradığı bir dönemi târihin hiçbir devrinde göremezsiniz. Çünkü bu kayıpların ana sebebi, bizim, millî benliğimizi ve dolayısıyla kendi insanımızı kaybetmiş olmamızdır. Yoksa bu milletin fertleri arasından bunca ‘’hâinin’’ çıkmış olmasına şaşardık.

PAYLAŞ
Önceki İçerikSefer-24
Sonraki İçerikSoykırım-2

..1987 yılında kurulan Kütahya Aydınlar Ocağı Derne­ği başkanlığını uzun yıllar yürüten Uğurel, hâlen (KÜMAKSAD) Kütahya Mevlânâ Araştırma Kültür San’at Derneği’nin de başkanı olarak mûsikî, kültür ve san’at faaliyetlerini sürdürmektedir.

4 YORUM

  1. YORUMLARINIZI..VERDİĞİNİZ MİLLİ VE MANEVİ DEĞERLERE SAHİP ÇIKMA KONUSUNDAKİ YAZILARINIZI TAKİP EDİYOR, ÜSLUBUNUZDAKİ AKICILIĞI VE SIKICI OLMAYAN TAVRI DA SEVİYORUM. TEŞEKKÜR EDERİM. SAĞOLUN.

  2. yanlış yazdım sanırım. neyse..yazı dizilerinizi ve dertli dolap sayfasını günlük takip ediyorum. keşke genç nesillerimizde bu tür yazı ve yorumlara karşı biraz daha sempatik davranabilseler diye de düşünüyorum. selam saygı ve hürmetle.

Yorum yapabilirsiniz...