Soykırım-12

0
275
Kubbealtı Lugatı

Gerek Horenli Movses ve gerekse daha sonraki Ermeni târihçileri, milâttan önce 900 yılından beri bir Ermeni milletinin yeryüzünde yaşadığını ileri sürüyorlar. İlmî değeri olmayan ve başka kavimlerin târihine sâhip çıkarak ortaya attıkları hikâyelerle üç bin yıllık bir Ermeni milletinden söz ediyorlar.

Bir kısım Ermeni târihçisi, ırklarının başlangıcı olarak Hazret-i Nuh’un oğlu Yâfes’i gösterirken, bir kısmı da târihlerini Bâbil Kulesi’nin yıkılışıyla başlatmaktadırlar. Ve böylece ortaya Ermenilerin ceddi olarak hayâlî bir ‘’Hayk’’ çıkıyor.

Hâlbuki?

Bu hususta –kendisi de bir Ermeni olan—Dagavaryan şöyle demektedir:

(Millî müverrihlerimiz Agatangelos’tan başlayarak Kitab-ı Mukaddes’deki Togarma âilesi ve Askanaz kelimelerini ırkımıza izâfe etmişlerdir. Hâlbuki Togarma, Ermenistan’ın güney doğusunda ayrı bir kıt’adır.

Askanaz,İşkuza dediğimiz bir İskit Hükûmeti idi.Ecdâdımız Kitab-ı Mukaddes’de kendilerine bir menşe’ –kök—bulmak için komşuları olan ‘’kitâb-ı tekvîn’ül-mahlûkattaki’’ Askanaz ve Torgama’ları ileri sürmüşler ve Ermeniler’in de bu iki komşu unsurdan başka menşe’leri olamaz diyerek Hayk’ı Torkom’un oğlu saymışlardır.

Horenli Movses ve onunla berâber diğer Ermeni târihçilerinin,Ermeniler’in kökünü Yafes’e bağlamalarının ve Hayk efsânesinin ve bundan gelen hayâlî krallar silsilesinin hiçbir ilmî kıymeti olmadığı,mütâlâa ve tedkîke –araştırmaya—değer bir mevzû bulunmadığıdır.)

*

Buraya kadar, Ermeni târihçilerden bir kaçının görüşlerini kaydettik. Bu yazarların tesbitleri hep de şunu söylüyor:

Ermeni târihi diye bilinenlerin tamâmı, ne zaman, nerede yaşadığı meçhûl bulunan Horenli Movses’in yazdığı ‘’uydurma târihe’’ dayandırılmaktadır. Movses böylece, kendi ırkına bir mâzi uydurmuş; başka kavim ve milletlere âit masal ve efsânelerle târihî şahsiyetleri Ermenilere âit gibi göstermiştir. Bu köksüzlük ve menşe’lerinin belirsiz oluşu; Ermeniler’de yerleşik bir aşağılık duygusuna sebebiyet vermiş olabilir.

Her neyse…

Biz şimdi, bir an için sözlerimizin başına dönebilir ve Ermeni târihçilerin bile ilmî değeri olmadığı gerekçesiyle ‘’yalancı’’ diye nitelendirilen Ermeni papazı Movses’le, onun yazdığı kitaba ciddî gözüyle bakmanın imkânı yoktur, hükmünü rahatlıkla verebiliriz. Ki bu da bütün bir Ermeni târihinin yalandan, uydurma ve yakıştırmadan ibâret olduğu gerçeğini ortaya çıkarır. Acaba, târihleri yalanlardan meydana gelmiş olan Ermeniler, genlerindeki yalan söyleme alışkanlığı sebebiyle mi Müslüman Türk’e ‘’soykırım’’ iftirâsını atmaktadırlar?(*)

——————————————–

(14) Esat URAS, a.g.e.Muhâkemeli Ermeni Târihi, s.128,Tiflis 1895 –A.M.Karakaşyan.

(*) Ermeniler, her devirde dış güçlerin tesirleriyle çok tahrik edilmiş ve pek çok mâceraya atılmışlar… Başlarından büyük işlere kalkışıp; Müslüman-Türk kanı döker ve ocakları söndürürken, kendi kanlarının akmasına da sebebiyet vermişlerdir. Söz konusu dış tesirler öyle geniş çaplıdır ki, uydurma bir târihe, buna bağlı olarak uydurma bir edebiyata ve gene hayâlden öteye geçmeyen vatana tamâmen inanmışlar; bunlarla şartlanan Ermeniler, kendilerini târihin en üstün fakat en çok ezilmiş topluluğu saymışlardır. Kendilerince ‘’târihin en kahraman kavmi’’(!) onlardır ve vatanları(!) da ellerinden alınmıştır. Geçimsiz, kavgacı ve kan dökücü Ermeniler’deki bu karmaşık seciye, Batı’lı devletlerin sistemli politikasıyla birleşince, insanlık târihine sayısız felâket yazılmıştır.

Yorum yapabilirsiniz...