Soykırım-3

0
37

Yanda,’’Ermenistan Hâtırası’’ isimli bir harita görülüyor. Buna göre güya Ermeniler’in sâhip bulunduğu topraklar(!) koyu renkle gösterilmiş. Türkler’den böyle uydurma haritalarla toprak talebi, son asırda âdeta modadır.

*

Dünkü din anlayışımız ve onu yaşama tarzımız, Yûnus’ların, Mevlânâ ve Hacı Bektaş’ların dokuduğu bir İslâmiyet’ti. O yüzden, bu anlayış ve yaşama tarzımız, bizi hayâtın her sahasında âdetâ uçuruyordu. Dinin özü ile uğraşmayı bırakıp, kabukla yetinmeye başladığımız dönemden beri ise ‘‘sürünmeye’’ devâm ediyor ve aslâ bu uykudan uyanma arzusunu göstermiyoruz. Sonra da komplo teorileri üreterek kendimizi kandırıyoruz. Bizi yöneten siyâsî kadrolar ne dünyâ târihinden haberdar ve ne de kendi târihimizden! Ülkeyi yönetmek için târih bilip de ne yapacaklar? Gitgide vasıfsızlığa bürünen siyâsetçiler, en basit görgü kurallarından bile haberdar değilken, biz ne zor işlerden bahsediyoruz, öyle değil mi?

*

Yıllardan beri, Ermeni yalanlarıyla arz-ı endâm eyleyenlere ve onların ardındaki Avrupa devletleriyle Amerika’ya uyduruk itirazlarla yetindik. Keza Ermeniler’in Türkiye aleyhindeki iftiralarına ve aleyhteki propagandalarına, ciddî bir karşılık vermedik; herhangi bir politika üretmedik, bu mes’elenin üzerine gitmedik. Çünkü siyâsî iktidarların hiç biri, bu işin önemini kavrayacak çapta değildi; millî bir tavırları yoktu. Her 24 Nisan akşamı,’’ABD Başkanı bu sefer de soykırım demedi’’ (!) soytarılığını sergileyen siyâsî hokkabazların sevincine(!) kavuk sallayıp, oylarımızla onları ödüllendirdik.

Gelgelelim, iş Ermenilerden ibâret kalmadı; bizi yönetenlerin lâkayt ve yalnızca kendi koltuğunu düşünen gafletlerinden faydalanmak isteyenler çıkacaktı, çıktı. Yâni Türk’ten ve Türkiye’den bir şeyler koparmaya hevesli yeni çakallar peydahlandı. Kısacası, Ermenilerin peşinden ‘’başkaları da’’ sıraya girdi ve birden bire –gene Batı dünyâsının ve ABD’nin çizdirdiği– Kürdistan haritalarıyla karşı karşıya kaldık.

Peki, kaldık da ne yaptık?

Ne yapıyoruz?

Ne yapmayı düşünüyoruz?

Târih boyunca asıl mağdur ve asıl ‘’soyu kırılan’’ Türk Milleti, Ermeni iddiâları karşısında ‘’apışıp kalan’’ siyâsîlerin basîretsizliği yüzünden soykırım yapmakla suçlanırken, bir de Kürt mes’elesiyle suçlanır olmuştur. Bu konuyla ilgili olarak bugün geldiğimiz nokta,‘’açılım komedisi’’ adıyla sahnede durmaktadır. Ki, şimdi de Güneydoğu’da ‘’özerklik’’ nârası atanları seyretmeye başladık.

Her iki mes’elede,yâni Ermeni ve Kürt iddiâları karşısında,Türk Milleti’nin hiç olmazsa şu sualleri sorması gerekmektedir:

‘’—Ülkede olup bitenleri kayıtsız tavırlarla seyretmenin… İçten ve dıştan bize revâ görülen iftirâlar karşısında sanki suçluymuşuz gibi bir ruh hâline bürünmenin ve susup oturmanın, kaderimizi dost ve müttefik zannettiğimiz devletlerin iki dudağına emânet etmenin adı, ülkeyi yönetmek midir? Vatan sevgisi îmandandır prensibimiz, nereye gitti? Memleket mes’elelerini hâlâ daha parti taassubuyla değerlendirmenin vebâlini yüklenmeye devam edecek miyiz?’’

***

PAYLAŞ
Önceki İçerikSohbetler 38
Sonraki İçerikSoykırım-4

..1987 yılında kurulan Kütahya Aydınlar Ocağı Derne­ği başkanlığını uzun yıllar yürüten Uğurel, hâlen (KÜMAKSAD) Kütahya Mevlânâ Araştırma Kültür San’at Derneği’nin de başkanı olarak mûsikî, kültür ve san’at faaliyetlerini sürdürmektedir.

Yorum yapabilirsiniz...