Soykırım-6

2
61

Ermeniler’in Bizans’tan gördüğü sert ve ezici uygulamalar, Selçuklu Türkleri’nin buraları fethetmesine kadar sürmüş; din konusunda çok toleranslı davranan Türkler sâyesinde dillerini, milletlerini ve dinî hürriyetlerini koruyabilmişlerdir.

‘’Ermenistan’’ adıyla anılan coğrafî bölgenin Doğu Roma İmparatorluğu ile İran arasında paylaşılmasından sonra –dördüncü yüz yılda—imparatorlar, Ermeniler’i Rumlar vâsıtasıyla temsil ettirmek için her şeyi yapmış… Ana dilleri yasaklanmış, dinî reislerinin millet üzerindeki hakları tanınmamış, bilhassa 452 yılındaki Chaldoine meclisi toplantısından sonra Ermeniler sürgüne tâbî tutularak, yaşadıkları bölgelerin dışına çıkarılmışlardır.

İmparator II. Jüstinien, Ermeniler’i Malatya ve çevresinden zorla çıkartmış, oradan alınıp İstanbul ve Trakya’ya yerleştirilmişlerdir.

İmparator Morik,582’de,gene birçok Ermeni’yi Trakya’ya nakletmiş… Bunlardan meydana getirilen askerî birliklerle –alaylar, taburlar–Avarlar’a karşı savaşmışlardır.

Constantin V.Copronyim, VIII. Yüzyılda Erzurum’u alınca, orayı yağmalatmış… Sonra da Ermeniler’i toplu halde imparatorluğun değişik bölgelerine sürmüş, dağıtmıştır.

X.Asra gelindiğinde İmparator İkinci Basil, Ermeniler’i gerek tarım alanında gerekse Bulgarlar’a ve Macarlar’a karşı savaşta kullanmak amacıyla Trakya, Makedonya, Teselya ve Bulgaristan’a göndermiştir.

Haçlılardan sonra Kilikya’ya, buradan Kıbrıs’a, Girit’e, İtalya’ya otuz bin Ermeni gitmiştir.

Moğol istilâsı sırasında da Moğollar birçok Ermeni’yi alarak Kazan, Astrahan taraflarına götürmüşlerdir. Daha sonra Macaristan’a, Romanya’ya, Transilvanya’ya, Lehistan’a ve Hindistan’a gidenlerin varlığını da yaşlı târihten öğreniyoruz.

1778’de Ruslar’ın, Kırım’daki bütün Ermeniler’i Rusya’nın çeşitli yerlerine dağıttığını da biliyoruz.

(Târihin bu şahâdeti karşısında ve târihi, ırkı, coğrafyası hakkında çeşitli ve birbirine zıt görüşlerin mevcut olduğu Ermeni topluluğunun, müstakil-bağımsız- ve belli bir vatanı olmadığı böylece tespit edilmiş bulunmaktadır. Ermeniler, her fâtihin önünde dünyânın dört bucağına dağılmışlardır.(*) Şimdi ‘’Ermenistan’’ tâbirini neye göre ve nasıl kullanacağız ve bunun sınırlarını nasıl tespit edeceğiz? Bunu yapmaya kalkışmak ütopya değil de nedir?)(3)

————————————

(3)Neşide Kerem DEMİR, s.11.

(*) Ermeniler, târih boyunca hiçbir zaman bağımsız bir devlet kuramamışlardır. Bilhassa Ermeni târihçilerin geçmişte ‘’Ermeni Krallığı’’ vesâire şeklinde öne sürdüğü iddiânın kaynağı, Orta Çağ’ın devlet anlayışından kaynaklanan bir husustur. Bilindiği gibi o çağlardaki egemen devlet, kendi yönetimi altındaki toplulukları eyâlet veya beylik hâlinde yönetir… Bu toplulukların başına da vali veya ‘’İşhan’’ adı altında –bâzan aynı topluluktan birini getirirdi. Böylece bu yönetim şekline sâhip olan devlet veya imparatorluk güçlü olduğu müddetçe, bu topluluklar da hayatlarını sürdürür; devlet, gücünü kaybedince o azınlıklar da yeni bir hâkim yönetimin idâresine geçerlerdi. İşte, Ermeniler’in durumu da en fazla buna uymakta… Hiçbir zaman ‘’Bağımsız bir Ermenistan devleti’’nin var olmadığını târihler yazmaktadır.

PAYLAŞ
Önceki İçerikSâmiha Ayverdi
Sonraki İçerikSoykırım-7

..1987 yılında kurulan Kütahya Aydınlar Ocağı Derne­ği başkanlığını uzun yıllar yürüten Uğurel, hâlen (KÜMAKSAD) Kütahya Mevlânâ Araştırma Kültür San’at Derneği’nin de başkanı olarak mûsikî, kültür ve san’at faaliyetlerini sürdürmektedir.

2 YORUM

  1. 1915 yilina az bir zaman kala resmi kanallar bu konuda uyumaya devam ederken mesesleyi kamuoyunun gundemine tasidiginiz ve dogrulari yazdiginiz icin ne kadar tesekkur etsek azdir.
    Selam muhabbetler

    • Teşekkürler ediyoruz.Resmî kanallar ve devlet işiyle;hayâtî mes’elelerimizle uğraşması gerekenler ne yazık ki kendi koltuklarının derdine düşmüş bir gaflet hâlinde…Üstelik bu hâl,yeni de değil!İlginize şükranlarımızı arz ediyoruz.Hürmet ve muhabbetler.

Yorum yapabilirsiniz...