Soykırım-7

0
268
Kubbealtı Lugatı

(Din, Bizans’la Ermeniler arasındaki en büyük çatışma ve düşmanlık konusu olmuş ve asırlarca bunun kavgası sürmüştür. Çünkü dinî birliği sağlamak için girişilen çalışmalar, birlik ve berâberlik yerine tam tersi sonuç vermiş, şiddetli bir ayrılık ve kindarlık getirmiştir.

Altıncı asır sonlarında ve Bizans İmparatoru Maurice zamânında, Ermeni lideri Muşeg Mamikonyan İstanbul’a geldiği sırada, bu birliğin sağlanması gâyesiyle bir içtima –toplantı– yapıldığını görüyoruz. Ermeniler’in 21 ruhânî reisi bu toplantıda hazır bulunmuştur. Burada Chalcedoine –ki ‘’Isa’nın iki tabiatı bir şahsiyette yekdiğeriyle birleşir ve fakat bunlar ayrı ayrı vasıflar taşırlar. İsa’nın beşerî tabiatı tahta bir haç üzerine gerildi, ulûhiyete âit tarafı değil’’ demektir– esâsı kabûl edildi. İran Ermenileri ile Katogikos Mouser bunu kabul etmediler. Halef Abraham, daha kuvvetli bir Chalcodeine muhâlifi oldu. Gürcülerin Katogikos’u, Bizans’la birleştiği için, Abraham 996’da Tovin’de topladığı dinî bir meclis karârıyla Gürcülerin Ermeniler ile olan dinî alâkasını kesmişti.

Daha sonra Heradius İran üzerine bir sefer yaptı ve Ermeni Katogikos’unu Erzurum’a dâvet ederek (629) yapılan görüşmede Katogikos Yez ile Chalcedoine kararları üzerinde anlaşmaya vardı ise de, Katogikos Yez’in memleketine dönüşünde, Ermeniler bu anlaşmayı da kabul etmediler. Heraclius’un torunu Costantin’in,Tovin’de cebren –zorla- yaptığı Rumca Âyin de bir netîce vermedi.

858’de Roma kilisesinden ayrılan Bizans kilisesi, Ermeniler’le birleşmek istemiş ve bunun için Şirakavan’da bir meclis-i ruhânî toplanmış, fakat Ermeniler Chalcodeine kararlarını yine reddetmişlerdir.

Görülüyor ki, Bizans’ın müteaddit teşebbüsleri bir netîce vermemiş, en sonunda İstanbul’da toplanan dinî meclis, Ermenilere aşağıda sıralayacağımız teklifleri yapmıştır:

1-Ermenilerin bir tabiat telkîn eden i’tizal rüesâsını –bertaraf edici/azledici reisleri– aforoz etmeleri,

2-İsa’dan bir şahsiyet, meşiyet –irâde–, fiil ikrar etmemeleri/bu yolda bir açıklama veya itirafta bulunmamaları.

3-Aziz Allah, kaadir Allah ikrârını ‘’bizim için çarmıha gerildi’’(*) olmadan okumaları,

4-Başlıca yortuları, Milâdi İsa vesâire gibi Bizans kilisesi ile tes’id etmeleri(kutlamaları).

5-Zeyti Mukaddesi, zeytinyağından yapmaları,

6-Messe –Kuddası şerif Âyininde– ekmeğe maya ve şaraba su katmaları,

7-Kuddası şerif Âyininde râhiplerin ve halkın kilisede kalmaları,

8-Chalcedoine ve 5.6.7.içtimâların mukarrerâtını kabul etmeleri(söz konusu toplantı kararlarını kabul etmeleri).

9-Katogikosların, imparatorların teklif ve muvaffakıyetiyle intihap edilmeleri(Katogikosların, imparatorların teklif ve onayı ile seçilmeleri).

Ermeniler bu teklifleri kabul etmemişler ve böylece bütün gayretlere rağmen, Bizans’la Ermeniler arasında dinî vahdet-birlik- sağlanamamıştır. Bundan şu netîceyi çıkarabiliriz: Ermeniler yaratılış îtibâriyle haşindir, kendileriyle dostluk kurmak ve bunu devam ettirmek mümkün değildir. İleride göreceğiz ki, Ermeniler, kendilerine yardım eden milletlere dahî silâh çekmiş, kadir bilmez bir cemaattir.

İşte bunun için, Ermeni Bizans’la da, İran’la da dost olamamıştır. Ama bunun, bu nankörlüklerinin acısını da en çok kendileri çekmişlerdir.)(4)

(*)Ermeniler, ‘’Aziz Allah, kaadir Allah, ebedî Allah. O Allah ki, bizim için haça gerildi’’ şeklinde okurlar.

(4)Neşide Kerem DEMİR, a.g.e. s.12-13.

Yorum yapabilirsiniz...