Tarihten Bir Yaprak

0
47

Ondördüncü asırda, Ege’de yelken şişirerek Akdeniz ve Karadeniz’e taşan Türk armadasının yarattığı hârikalar o kadar şaşırtıcı idi ki; bu devrin Türk deniz harekâtı, yabancı târihlerde âdeta efsâneleştirilmiştir. Meselâ, Gazi Umur Paşa’nın kumandasındaki Türk donanması; zaman zaman Bizans tahtını paylaşmak isteyen Bizans düşmanlarına karşı Bizans’ı koruyan tek kuvvet olmuştur.

***

1338 yılında, İzmir Limanı’nda bir Bizans gemisi göründü. Gemi; Aydın Beği Gazi Umur Paşa’ya Bizans İmparatoru’nun gönderdiği bir elçiyi taşıyordu.

İmparator, elçisiyle bir mektup göndermiş ve Sırpların Bizans’a savaş ilân ederek Selânik’i ele geçirdiğini, Arnavutluk’u da ayaklandırdığını bildirmiş; Umur Paşa’nın kendisine yardım etmesi ricâsında bulunmuştu.

Gazi Umur Beğ,350 parçadan meydana gelen donanmasıyla yelken şişirip,1338 yılı baharında İzmir’den hareket etti.

Donanmanın, Mora yarımadasını çepeçevre dolaşarak Epir sâhillerine ulaşması bir hayli zaman alacaktı. Ayrıca, rüzgâr esmediği durumlarda kürek kuvvetiyle bu uzun yolu kat’ etmek son derece yorucu olacaktı. Bunun dışında donanmayı İzmir’den Epir kıyılarına ulaştıracak başka yol da yoktu.

Türk insanının, hakkında hemen hiçbir şey bilmediği Gazi Umur Beğ müthiş bir dehâ idi. Bugünün psikolojik savaşında Batı’dan kaynaklandığı zannedilen bir sürü metot, Gazi Umur’un hayâtı boyunca uyguladığı âdeta sıradan taktiklerdir. Türk çocukları, O’nun hayâtını mutlaka incelemelidir.

Nitekim, üstte arzettiğimiz zorluğu çözme şekli de O’nun dehâsına bir örnektir. O,izlenecek yeni bir yol bulur. Bu yol, Mora’yı dolaşarak Epir sâhillerine varan deniz yolundan en az eltı defâ daha kısadır.

Şöhreti Türk sınırlarını fersah fersah aşmış olan 39 yaşındaki bu Akıncı Beği gerçekten emsalsiz ve korkutucu denecek çapta bir askerî ve siyâsî zekâya sâhipti.

Bu hârika adam, gemilerini Korent Boğazı’na yanaştırıp, askerlerini karaya döktü ve çevredeki ormandan ağaçlar kestirdi. Gemilerin altına kızaklar, yol boyunca kızakların altına sürmek için yuvarlak ağaçlar yaptırdı, yolu tesviye ettirdi.

Bütün hazırlıklar bittikten sonra kızaklar sâhile indirildi ve suyu suyuna ‘’baştankara’’ etmiş olan teknelerin altına sürüldü. Kızaklar üzerine oturtulan gemiler, yedek halatlarına koşulan payzenler –esirler- tarafından karaya çekildi. 50 parça gemi, sonradan ‘’Umur Beğ Limanı’’ ismi verilen yerde bırakıldı. Geri kalan 300 gemi aynı şekilde karaya alındıktan sonra, neş’eli bir hava içinde Korent Boğazı boyunca karada kızaklar üzerinde sürüklenmeye başlandı.

Yol boyunca sıralanmış olan ‘’Umurca Oğlanları’’ devamlı olarak kızakların altına yuvarlak ağaçları sürüyor..bir kısmı da kızakları veağaçları yağlıyordu.

Bütün bu işler; şarkı, türkü ve nâralarla tam bir cümbüş içinde cereyan ediyordu. Gemiler, sanki denizde seyrediyormuş gibi, bütün mürettebat da denizcilik gereği işlerini yapıyordu. Yelkenler esen rüzgâra göre dolduruluyor, forsalar havada kürek çekiyorlardı. Her gemide muntazam aralıklarla tok ses veren bir davul tokmağı, kürekçilere tempo veriyordu. Âdeta, zikrediyorlardı.

Reisler, dümen başında vakur bir tavırla duruyor; gür sesleriyle zaman zaman komutlar veriyorlardı. Umurca Oğlanları ıslık çalarak, nâra atarak başa kıça koşuyorlar; ıskotaları kâh boşaltıyor, kâh dolduruyorlardı.

Bir zafer alayı gibi eğlenceli bir şekilde 300 parça gemi, bugünkü Korent Kanalı boyunca karada sürüklenerek Korent Körfezi’ne aktarıldı.(Pîrî Reis, Kitâb-ı Bayriye, Sayfa:315)

Türk armadası, Korent ve Lepanto körfezlerini geçip, Epir yalılarına varınca, askerlerini sâhile indirdi ve buradan Sırpların, Arnavutların üzerine yürüdü.

O devirde, ‘’Biz Umurca Oğlanlarıyız!’’ nârası, düşman üzerinde tılsımlı ve korkunç bir baskı yaratıyordu. Bu bakımdan Avrupa’nın atmosferinde efsâneleşmiş Türk kudreti karşısında, düşmanların dizlerinde bağ bırakmıyordu. Gene böylesi oldu ve dizinde derman bulanlar içlere doğru kaçtılar. Diğerleri ise, gerekenin nasıl yapıldığını bir kere daha acı şekilde gördüler.

Böylece, Bizans bu cephede tehlikeden kurtuldu. Arnavutluk’ta da barış sağlandı.

Türk donanması, aynı şekilde, aynı yoldan Atina Körfezi’ne döndü.Ve bu sefer,Bizans’ı Tesalya ile Selânik cephelerinde sıkıştıran Sırpları temizlemek üzere kuzeye doğru yürümeye başladı.Golos Körfezi’nde karaya çıkan ‘’Umurca Oğlanları’’, Sırp Ordusu’nu yok etti ve Gazi Umur donanmanın rotasını İzmir’e çevirdi.

İzmir limanında görülmemiş bir coşkunlukla karşılandılar. Târihler, İzmir’de o gün ‘’yer yerinden oynadı’’ diye yazıyor.

Bu sefer sırasında, pek çok adaya saldırılmış, pek çok korsan gemisi batırılmış ve son derece zengin ganîmet de elde edilmişti. Ertesi gün, kalabalık ve gösterişli bir kafile hâlinde, devlet merkezi olan Birgi’ye doğru yola çıkıldı.Ön saflarda,her biri birbirinden güzel kızlar ve delikanlılar vardı.Bunların arkasında,başlarında top top kıymetli kumaşlar taşıyan esirler yürüyordu.En geride,sırtlarında –içlerinde mücevherat dolu- sandıkları taşıyan katırlar bulunuyordu.Kafileyi;çalımlı yürüyüşleri,gösterişli endamları ile Umurca Oğlanları kordona almışlardı.Denizin yakıcı rüzgârı ile tunçlaşmış renkleri;bir kaşlarını yalayacak derecede yana yıkmış oldukları beyaz ipek bir kumaşın tatlı katlarından meydana gelen,başlarındaki küçük kavukları,çatılı kaşları,burma bıyıkları;mintanlarının açık yakalarından fışkıran,göğüs kılları,çıplak baldırları,Umurca Oğlanları’nın özelliklerindendi.

PAYLAŞ
Önceki İçerikİzmir'in Fatihi Umur Beğ Kimdir
Sonraki İçerikDua

..1987 yılında kurulan Kütahya Aydınlar Ocağı Derne­ği başkanlığını uzun yıllar yürüten Uğurel, hâlen (KÜMAKSAD) Kütahya Mevlânâ Araştırma Kültür San’at Derneği’nin de başkanı olarak mûsikî, kültür ve san’at faaliyetlerini sürdürmektedir.

Yorum yapabilirsiniz...