Taşlanan Adam

1
240

image021

Birileri, birisini taşlıyordu; berikiler, hem taşlayanlara hem de taşlanana bakıyordu. Berikilerden bir grup, taşlayanlara… bir başka grup da taşlanana acıyordu. En gaddar pazular, en sert taşları fırlata dursun; berikiler neredeyse kavgaya tutuşacak oldular.

Seyrettikleri hâdise, onları düşünce plânında ihtilâfa düşürmüştü.

İşte o sırada, ağzı yüzü kan içindeki taşlanan adam, iki tarafa birden seslendi:

–‘’Durun! Hatâ ediyorsunuz. Ortada iki şey görüyorsunuz; taşlayanlarla taşlanan arasında hiçbir fark yok.’’

Bu sesi, hiç kimse duymadı. Duysa da kulak asmadı. Bir an için duraklayan taraflar, yeniden kavgaya tutuştular.

Taşlanan adam, taşlanması sürüp giderken, bir hamle daha yapıp, kavgacıların arasına girdi:

–‘’Ne taşlayanların, ne benim ve ne de atılan taşların önemi var. Kızacaksanız bana kızın, beni

taşlayın fakat hâdiseye şaşı bakmayın Allah aşkına! Ey bana acıyanlar, ne olur siz de taraf

tutmayı bırakın! Görünüşe göre bu bir linç, evet… Ama ben, ortada taşları ve taşlayanları değil;

beni taşa tutturanı görür ve bu linçten zevk alırken, sizler de kalkmış benim nâmıma kavga

ediyorsunuz. Size ne kardeşim! Beni bu zevkten mahrum bırakmaya ne hakkınız var?’’

Bu sözler üzerine tamâmen çileden çıkan tarafların –adamı korumaya çalışanlar da dâhil- hepsinin

eli çalışmaya başladı; şimdi oradakilerin hepsi onu taşlıyordu.

Adam, taş yağmurundan korunmaya çalışırken:

–‘’Hah şöyle, şimdi oldu.’’ Diyordu.

1 YORUM

Yorum yapabilirsiniz...

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.