Topaç

0
52

Dün oturup yine eski resimlere baktım. Bu âlemin özlemi yeniye mi yoksa eskiye mi? Bir anlasam. Yeni olan bir şey sâdece heyecan verirken eskiden yaşanmışların duygu yüklü olması neden? Kim yaşayacaklarını düşünüp ağlar? Kim hüzünlenir gelecekte yapacaklarını anlatırken ya da kim keşke der yarınlarından bahsederken? Ama geçmiş öyle değildir. Yaşanmış bir ânın fotoğrafına bakarken hüzünlenir insan, güler belki de kahkahalarla ve bakakalır ona sormadan yanı başından geçmiş olan zamana.

Geçmişte yaşananlar hâtıradırdır, bize aittir, oysa gelecek uçsuz bucaksız bir okyanus gibi durur önümüzde bizim olmayan bir hayâlin tasarrufundadır her şey. Ne zaman ne olacağını bilmeden dalgalı denizlerde sallamak gibidir dümeni ve tuttuğunu sanmak dümenin bir kenarından. Oysa arkana dönüp baktığında kat ettiğin mesafeleri görürsün, atlattığın fırtınaları, sâkin sularda yüzdüğün anları ve hayret yâhû kopmadı bak dediğin yelkenlerinin ipini hatırlarsın. Sen olmadan da bindiğin geminin bulunduğun yere getirilebileceğinin idrâkine varırsın belki de. Nereye gittiğini bilemese de nereden geldiğini bilir insan ve onun bir parçasıdır artık o anlar. Hayat dedikleri de anların toplamı değil mi ki zaten?

‘Dün yaptıklarınız bugününüzü, bugün yapacaklarınız yarınınızı etkileyecektir’ demiştir büyüklerimiz. İnsanın bu arada râbıtayı kaybettiği tek yer doğduğu anlardır. Sanki kendi istek ve plânı ile doğmuş gibi geri kalan ömrünün tamamını da kendi istek ve plânlarını uygulayarak geçireceğini düşünme yanlışında bulunur ve râbıta bozulur. Hattından çıkmış bir topaç gibi fütursuzca dönmeye başlar ondan sonra; tâ ki bir el ona dokunup, dönmesini durdurur ve tekrar çeker ipini râbıtaya girmesini sağlayarak.

Şimdi soruyorlar ‘Ölümden sonra hayat var mı, inanıyor musunuz?’ diye… Bense şunu soruyorum: hayâın içinde kaç ömür var, siz kaçına inanıyorsunuz? Bâzıları da kadercilik diyor bu anlayışa ama kader bilmediğini yaşamak demek… Bense yaşanacakları bilmeden yaşayacağımızı biliyorum ve dua ediyorum sadece; topaç gibi dönerken bir kâmil elin beni tutup da râbıtaya girmemi sağlaması için, çünkü dönerken attığım her tur bir an ve hayat bu anların toplamı.

-Batuhan ÇAĞIRICI-

PAYLAŞ
Önceki İçerikFiravun Sarayı'ndan
Sonraki İçerikCiğer Kanı

..1987 yılında kurulan Kütahya Aydınlar Ocağı Derne­ği başkanlığını uzun yıllar yürüten Uğurel, hâlen (KÜMAKSAD) Kütahya Mevlânâ Araştırma Kültür San’at Derneği’nin de başkanı olarak mûsikî, kültür ve san’at faaliyetlerini sürdürmektedir.

Yorum yapabilirsiniz...