Tuzaktaki Tilki

0
55

Bir tilki, seher çağı tuzağa düştü; orada avcıyı düşündü:

—Avcı beni bu hâlde görürse hemen postumu soyar, dericiye satar, dedi.

Kendisini ölmüş gibi gösterdi; can korkusuyla ölü gibi uzanıp yattı.

Avcı gelince onu ölü zannedip:

–Bu, dedi işime yaramaz… Fakat kulağı işime yarar.

Tutup tilkinin kulağını tâ dibinden kesti.

Tilki içinden:

—Gamlanma, diye geçirdi: diri kaldın ya… Bir kulağın varsın olmasın, ne çıkar?

Fakat bir başkası gelip:

—Dili, dedi, benim işime yarar.

Dilini kesti; tilki can korkusuyla inlemedi bile.

Başka biri de:

—Bu organlardan dişler işime yarar, deyip kerpeteni ağzına soktu birkaç dişini zorlukla söktü. Tilki, soluk bile almadı:

—Gönlüm sağ kalsın da ne dişim olsun, ne kulağım ne dilim.

Diyordu. Derken bir başka adam da gelip:

—Tilkinin yüreği hastalığa iyi gelir derler; dur şunun yüreğini çıkarayım, dedi.

Yürek sözünü duyar duymaz tilkinin gözüne dünyâ zindan kesildi. İçinden:

—Yürekle oyun olmaz… Hile, şimdi işime yarar.

Diye geçirdi ve bütün kurnazlığını kullanarak yaydan fırlayan bir ok gibi, fırlayıp tuzaktan kaçtı.

*

Gönül sözü, büyük bir sözdür; iki cihânı da onun bahsi kaplamıştır.

Benim, kanlar içinde kalmamı revâ görür müsün? Gönülden bahsetme de ne yaparsan yap!

Gönlüm kan kesildi; gönülden ne diye söz açayım? Gaflete dalmış kişilere gönülden nasıl söz edeyim?

Sevgili neredeyse, benim gönlüm de oradadır; fakat ben nasıl oraya erişebilirim? Bu, ne vakit nasîb olur acaba?

Gönlüm kayboldu, beni bırakıp gitti; görünmüyor bile. Ne gönlümün benden haberi var, ne benim gönlümden haberim var.

Gönlümün hiçbir nişânesi yok. Artık, gönlümü alanın nişânesi nasıl olabilir?

PAYLAŞ
Önceki İçerikVur Abalıya!
Sonraki İçerik"Yazar" Ne Yazar?

..1987 yılında kurulan Kütahya Aydınlar Ocağı Derne­ği başkanlığını uzun yıllar yürüten Uğurel, hâlen (KÜMAKSAD) Kütahya Mevlânâ Araştırma Kültür San’at Derneği’nin de başkanı olarak mûsikî, kültür ve san’at faaliyetlerini sürdürmektedir.

Yorum yapabilirsiniz...