Ümit, Aşk ve İman

0
67

Uçurumla zirveyi görmüyoruz. Sâde bir düzlükte yürüdüğümüzün farkındayız; rahatça yürüdüğümüzü, rahat yaşadığımızı zannediyoruz.

Duyduğumuzu vehmederek yaşıyoruz, duygusuzluğumuzun farkında değiliz; en az sâhip olduğumuz duygu, realitenin duygusudur.

Çocuğu ağladığı için döven anneye benziyoruz.Köylüsünün olduğu gibi,gençliğinin de sefâletine nasırlanmış ellerle dokunan,duygusuz gözlerle bakan merhametsiz bir cemaat olduk.Zulmümüze bir de kin karıştırdığımızın farkında değiliz.Daha dün câmi avlusundaki çınarda gölgelenirken,elli sene içinde ne olduğunu bilmediğimiz bir büyük sanayi asrının ateşten bir sel gibi baskınına uğradık:Örf gitti,kuvvet gitti,âile gitti,idrâk gitti;ümitler hep gitti;hâlâ karanlıkta bekliyoruz.Bugünkü bir âilenin romanı,Âsur hükümdarına esir olan bir kahramanın mâcerasından bin defa daha acıklıdır.Maddî ve rûhî sefâlet çekenlerin sayısı milyonları aşan büyük sanayi asrının çocuklarıyız.Ancak maddî ve mânevî bütün tedâvi vâsıtaları yabancı diyarların elinde ve şuurundadır.Bu,belki sefâletimizin en acıklı tarafıdır.(….)Kültür ve ahlâk dâvâlarının en küçüğü bile halledilmekten ümitsiz,düşünülmekten uzak duruyor.

Cemaat uçurumdayken zirveyi göremiyor Âkif,belki otuz sene bu cemiyetin sefâlatini terennüm etti.Cemaatle hemhâl,hemdert oldu.Neslimizin rûhunun doktoru O idi.Bedbaht bir nesil O’nu hastalarının başucunda,mezarlıkta,meyhânede,mahalle kahvesinde,hâsılı bütün sefâletlerinin yanında bulmuştu.Birinci Safahat’ın be realist ve canlı tabloları,Âkif’in sanat idealinde ilk adımlarıdır.Bu sahneleri anlatmakla acaba hüner mi göstermek istiyordu? Hayır. Sefâletimizin acısı bizde henüz uyanma şuuru doğurmaktan uzakken, her tarafta aydınlık arayan öksüz bir nesli, semâlardan vahiy gibi inen bir feryat, canlandırmaya kâfi geldi:

Âlemde ziyâ kalmasa, hâlk etmelisin, hâlk!

Ey elleri böğründe yatan, şaşkın adam, kalk!

Bu sesi dinledik. Bu sesin sâhibi, Hazret-i Îsâ’nın yirmi asır ümmetine sunduğu ümit, aşk ve îmandan ibâret üçlü mûcizesini bize sunmağa muktedir bir velî rûhuna sâhipti. O,bizim yorgun ve ümitsiz gençliğimize ebedî hayat sırrını fısıldadı:

Azmiyle, ümîdiyle yaşar hep yaşayanlar.

Bu sâhip, bu mürşit bütün hayâtı boyunca, ölmeyen ümidi terennüm edecektir. Ümitten aslâ ayrılmayan îman prensibi de, hayâtında olduğu gibi eserinde de sonuna kadar hâkim kalacaktır.

(*)Mehmet Âkif- Hareket Yayınları,1970 – Nurettin TOPÇU

PAYLAŞ
Önceki İçerikMehmed Akif'in Çocukları
Sonraki İçerikMehmet Akif'in İnvizası

..1987 yılında kurulan Kütahya Aydınlar Ocağı Derne­ği başkanlığını uzun yıllar yürüten Uğurel, hâlen (KÜMAKSAD) Kütahya Mevlânâ Araştırma Kültür San’at Derneği’nin de başkanı olarak mûsikî, kültür ve san’at faaliyetlerini sürdürmektedir.

Yorum yapabilirsiniz...