Yangınlar Tarihi

0
63

(Merhum Ârif Nihat ASYA’ya âit olan aşağıdaki yazı,kitap hâlinde 1976 yılında yayınlanmıştır.Aradan geçen bunca yıla rağmen bu ülkede değişen birşeylerin varlığını düşünüp de kahrolmamak elde değil,sanıyoruz.) Bir kalem sâhibi çıksa da şu memlekette yangınların târihini yazacak olsa, yalnız son yıllarda, birkaç kitaplık malzeme bulurdu. Yanan buğdaylardan, yanan paralardan; yanan kâğıtlardan, defterlerden vesîkalardan başka yanan insanlar da kaydederdi. Ve yayın dünyâmızda (Yangınlar Târihi) gibi bir ad, en parlak afişlerden daha güzel reklâm olurdu.

*
Biri çıksa da her yılın yangınlar sayısını, büyüklük küçüklük gözetmeden, ayrı ayrı aylar, haftalar, günler sayısına bölse haftaya kaç yangın düştüğünü görerek yangınsız bir gün bulamadığına hayret ederdi. Önemli olayları kaydeden takvimler, yangınları da yazsalardı, bir yangınsız güne karşılık, kimi günlere birkaç yangın düştüğü de olurdu. *
Biri çıksa da sağlam araştırmalar yapmak çârelerini bulsa şu memlekette yangınlar mes’ulünün yalnız ateş olmadığını ısrarla söylemeye lüzum görürdü. O zaman hepimiz yerimizi yurdumuzu dâima ateşe mâruz görerek ye’se düşer, yaşama ümitlerimizin birazını daha kaybederdik.
*
Biri çıksa da memleket ormanlarının haritasını yapsa, haritanın yeşili içersinde son 10 yılın yanan yerlerini siyahla gösterse, bu eseri seyrederken gözlerimiz kararır, içimiz yanardı. Biri çıksa, kalemi eline alıp bunların ifâde ettiği kayıbı para diline çevirse, yurdun kaç yıllık bütçesi ederdi, kimbilir?
*
Bu yazı, yangın konulu üçüncü yazımdır. Demek ki bu bahisle ilgili yazılarımı toplasam, ben bile birkaç yıl içinde bir (Yangınlar Târihi) yazarı olabilecektim. Fakat bir kalem sâhibi çıksa da, mevzuu daha geniş tutarak, bahsin azametine lâyık bir yangınlar târihi yazsa, son günlerdeki yangınların eskilerinden çok önemli bir farkı olduğunu görerek hayretler içinde şöyle bir netice çıkarırdı: Eski yangınların hemen hepsi ev ve mahalle yangınıdır, yenilerin çoğu müessese yangını… Ve bütün makamların meseleye dört elle sarılmasına bu netice kâfi gelirdi. İşbirliği,elbirliği denen nesneleri başka türlü öğrenemedik;hiç değilse rüzgârla ateşten öğrenebilseydik!..
*
Bir kalem sâhibi çıksa da şu memlekette savaş yangınlarıyla barış yangınlarını karşılaştırsa yerli kundağıyle veya ihmâliyle yananların, düşman bombasıyle yananlardan daha az olmadığını hayretle görür, gösterir ve bizi birbirimizi daha iyi tanıtmaya mecbur ederdi.
*
Sel olur: söz suyundur. Trende, sokakta, denizde, maden ocağında kazâ olur; söz tesâdüfündür. Fabrikada, ambarda, bakanlıkta yangın olur; söz ateşindir. Şu memlekette söz ne zaman bizim olursa, şu memleket de o zaman bizim olacaktır. Dikkatimizi kendi menfaatlerimizden yurt menfaatlerine hakkıyle çevirebilseydik, bu iş çoktan olurdu.
*
Bir kalem sâhibi çıksa da memleketin yangınlar târihini yazsa, bu eser, aşağı yukarı memleketin târihi olurdu.

28.08.08

PAYLAŞ
Önceki İçerikGel
Sonraki İçerikOnlar

..1987 yılında kurulan Kütahya Aydınlar Ocağı Derne­ği başkanlığını uzun yıllar yürüten Uğurel, hâlen (KÜMAKSAD) Kütahya Mevlânâ Araştırma Kültür San’at Derneği’nin de başkanı olarak mûsikî, kültür ve san’at faaliyetlerini sürdürmektedir.

Yorum yapabilirsiniz...