Adam Sende

1
254

Nasreddin Hoca bir gün dağdan mı geliyormuş, bağdan mı; değirmen başına varınca:
“Şu ihtiyarı çiğneyip geçmeyeyim!” Demiş. Değirmencinin de, değirmenin suyu çekileli adam yüzü gördüğü mü var? Bizimkini görünce, âdetâ divâne olmuş:

“Yel mi attı Hocam, sel mi attı seni buralara?” Diye, kendisini cân ü gönülden karşılamış. Konmuşlar, konuşmuşlar; kâh şuradan kâh buradan derken, akşam vaktini bulmuşlar.
Hoca,”Yolcu yolunda gerek!” deyip de doğrulunca, değirmenci:

“Efendi, yolun düşmüşken, şu bizim eşekleri köye bırakıver. Birine binersin, hem ayağın yerden kesilir.”Demiş. Hoca, değirmenin eşeklerini önüne katmış. Az gitmiş uz gitmiş; içine bir kurt düşmüş:

“Sakın, sağa sola sapan olmasın… Emânet şeyler!” Deyip, bir saymış; dokuz eşek var. Gözlerine inanamamış. “Acep biri hangi cehenneme gitti?” Deyip, eşekten inmiş; eliyle bir bir saymış ki; on eşek!

Az gitmiş, uz gitmiş; yine içine kurt düşüp, tutmuş bir daha saymış; dokuz eşek! Yine bir tuhaf olup aşağı inmiş, teker teker saymış; on eşek!

Rahmetli Hoca, bindiği eşeği bir sayıp bir saymadığının farkına varmış mı varmamış mı, bilinmiyor. Ama, deliye dönüp, şöyle dediği biliniyor ki; bizlere kadar gelmiş o söz:
“Adam sende! Üstüne binip de bir eşek kaybetmektense, yaya yürürüm daha iyi!”
Eflâtun Cem GÜNEY