Anma mısın sen şol güni cümle ‘âlem hayrân ola
N’idesini bilimeye bî-hod u ser-gerdân ola

İsrâfil sûrını ura cümle mahlûk turı gele
Dirilüben haşre vara anda kâzî Sübhân ola

Zebânîler çeke tuta götüre Tamu’ya ata
Deri yana sünük düte dün-gün işi efgân ola

Mâlik çagıra Tamu’ya çek anı meydâna getür
Hak korkısından Tamu’da ditreyüben figân ola

Mâlik eydür hey hey Tamu korkubanı ditrer kamu
Tanrı buyrugın tutmayan anda bişe biryân ola

Taglar yirinden ırıla heybetinden gök yarıla
Yılduzlar bagı kırıla düşe yire perrân ola

Yazuklarumuz tartıla anca perdeler yırtıla
Bilmedügün günâhlarun anda sana ‘ıyân ola

Yûnus eydür iş bu sözi dergâhına dutgıl yüzi
Diler Hak’ı göre gözi hem ‘inâyet andan ola

Yunus Emre

Bi-hod (f) : Kendinden geç­miş
Ser-gerdân (f) : Başı dön­müş, sersem
Haşr (a) : Toplanma, bırik­me, kıyamet gününde ö!ülerin dirilerek toplandıkları yer
Sübhân (a) : Allah
Zebâni (a) : Günah işleyen­leri cehenneme atacak me­lek. Azap melekleri
Tamu : Cehennem· Süngük: Kemik
Efgan (f) : Çığlık, feryad
Malik ‘(a) : Cehennemdeki meleklerin en büyüğü, Ce­hennem bekçisi. Nâlân: İnleyen
Ilduz : Yıldız
Galtan (f) : Yuvarlanan, bu­lanan,. bulanmış
Ayân (a) : Gözle görülen
İnâyet (a) : İyilik etmek için gayret göstermek, yardım
Ger (f) : Eğer, şayet

ANMAZ MISIN SEN ŞU GÜNÜ CÜMLE ALEM HAYRAN OLUR

Anmaz mısın sen şu günü, cümle alem hayran olur,
Nidesini bilemeyen hem sarhoş hem sersem olur.

İsrafil surunu üfler, dirilir hep tüm ölüler
O gün mahşer günü derler, orda kadı Allah olur.

Zebaniler çekip tutar, alıp cehenneme atar,
Deri yanar, kemik tüter, gece gündüz feryat olur.

Azap Meleği çağırır; çek onu meydana getir,
Günahların da çok ise, orda azap ferman olur.

Malik der ki; Hey hey Tamu, korku ile titrer kamu,
Tanrı buyruğun tutmayan orda pişip kebap olur.

Dağlar yerinden ayrılır, heybetinden gök yarılır,
Yıldızlar bendi kırılır, yere düşer galtan olur.

Yazıklarımız tartılır, onca perdeler yırtılır,
Bilmediğin günahların orda sana ayan olur.

Yunus söyler işbu sözü, dergahına tut sen yüzü,
Diler Hakk’ı göre gözü, hem inayet ondan olur.

Yunus Emre