Cânı Kim Cânânı İçün Sevse Cânânın Sever-Fuzuli

0
10

Cânı kim cânânı içün sevse cânânın sever
Cânı içün kim ki cânânın sever cânın sever

Her kimün âlemde mıkdârıncadur tab’ınde meyl
Men leb-i cânânumu Hızr Âb-ı Hayvânın sever

Başa dem düştükçe taksîr eylemez eyler meded
Ol sebebden muttasıl çeşmüm ciger kanın sever

Müşg-i Çîn âvâre olmuşdur vatandan men kimi
Hansı şûhun bilmezem zülf-i perîşânın sever

Şu ki ser-gerdân gezer başında vardur ki hevâ
Gâlibâ bir gül-ruhun serv-i hırâmânın sever

Akıbet rusvâ olub mey-tek düşer il ağzına
Kim ki bir ser-mest sâkî lâ’l-i handânın sever

N’olacakdur terk-i ışk etme Fuzûlî vehm edüb
Gâyeti derler ola bir bende sultânın sever

1. beyitte şair, dünyada her kim ki canını, cananı için severse aslında yine cananını sevmiş olur, aynı şekilde cananını yani sevgilisini kendi canı için seven kişi yine kendi varlığını sevmiş olur demektedir.

Dünyada her kim ki canını, cananı için severse aslında yine cananını sevmiş olur, aynı şekilde cananını yani sevgilisini kendi canı için seven kişi yine kendi varlığını sevmiş olur demektedir.

Fuzûlî’nin bu paradoks gibi görünen yaklaşımına göre, özetle can canan için, canan da can için vardır. şairin tasavvufî bakış açısı göz önünde bulundurulduğunda sevgiliden kastı allahtır, kendi canı ise bu yola fedadır. Fuzûlî, mevlânâ’da sıkça gördüğümüz “yaratılanı yaratandan ötürü sevme” fikriyle, kendi canını sever.

2. beyitte fuzûlî herkesin yaratılışında, doğuştan getirdiği özelliklerinin, hassasiyetlerinin olduğunu söyler. örnek olarak da kendisini ve hızır’ı verir. kendisi sevgilinin dudağına hasrettir, hızır ise, ab-ı hayat denilen ölümsüzlük suyuna.

divan şiirindeki pek çok beyitte sevgilinin dudağının ab-ı hayat tesiri yapacağı, yani sevgiliye ölümsüzlük bahşedeceği zikredilir. fuzûlî de beytinde sevgilinin dudağı ile aslında sonsuzluğa kavuşacaktır. zira onun düşlediği sevgili aşk-ı ilahî ile sevdiği Allah’tır. Leb-i canandan beklediği de kendisini felâha eriştirecek bir kelâmdır.

nasıl çin’in misk kokuları vatanlarından ayrı düşmüşlerse şair de kendisini öyle vatanından ayrı düşmüş sayar 4. beyitte. şairdeki bu gurbet hissi esas dünya olarak kabul ettiği diğer dünyadan ayrı olmasından kaynaklanmaktadır. ayrıca şair bu beyitte kendisini benzettiği vatanından ayrı kalmış misk kokusunu yanağını güle benzettiği sevgilisinin saçlarının kokusuyla bağdaştırır.

fuzuli bu aşkının mey gibi ağızdan ağza dolaşmasından endişe eder. bu noktada sakinin içki sunduğu mecliste elden ele dolaşan kadehler akla gelebilir. ancak fuzuli’nin şaraptan kastı aşk şarabıdır, aşkı ise allah aşkıdır.

ve şiirin son beyitinde şiir boyunca bahsettiği ilahi aşkın kendisini terk etmemesi, allah’ın kendisine yüz çevirmemesi için ona yalvarır: etme eyleme ben hayatımın sonuna dek senin kölen olmaya hazırım ve razıyım der.