Çarşamba, Nisan 24, 2019
Ana Sayfa Hikâyeler/Rıza Tekin UĞUREL

Hikâyeler/Rıza Tekin UĞUREL

Acemi Aşık

Genç Kız, bakışlarını sevdiğinin gözlerinden ayırmaksızın, fısıldadı: —Beni yalnız bırakma! Bu, sanki fısıltı değil, alevden tor-top olmuş yanan bir oktu. Öyle ki, kor hâlindeki bir çift dudaktan ibâret yay, o oku fırlatmış; ok ise hedefe varıncaya...

Ölüm Farkı

Delikanlı, sevdiği kıza sordu: —Tut ki ölüm bizi ayırdı; beni sevmeyecek misin? —Bilemem ki! Sevmek isterim ama öldükten sonra sevsem ne olur, sevmesem ne olur? —Yanılıyorsun! Tut ki uzak bir yere gittim. Aramızdaki mesâfe, senin sevgini yok...

Şifre

Çocuk, üzgündü. Çünkü çok sevdiği kuşu hastalanmıştı. O sevimli minik hayvanı alıp kuşçuya götürdükleri zaman: —Hasta değil, yalnızlık çekiyor da ondan! Cevâbını aldılar. Böylece aynı kafese ikinci bir kuş geldi; hasta kuşa şifâ, çocuğa da neş’e gelmişti. Uzun müddet...

Taşlanan Adam

Birileri, birisini taşlıyordu; berikiler, hem taşlayanlara hem de taşlanana bakıyordu. Berikilerden bir grup, taşlayanlara… bir başka grup da taşlanana acıyordu. En gaddar pazular, en sert taşları fırlata dursun; berikiler neredeyse kavgaya tutuşacak oldular. Seyrettikleri hâdise,...

Dede’den Torunlara – Dede Korkut

Sevgili Tayfur Eren ve Mehmet Efe! Eskiden, çook çok eskiden… İnsanları eskiten zamânın öncesiymiş ve Türkler’in yurdu, ulu ağaçların gölgesiymiş. Suları buz gibi soğuk, misk gibi tatlı ve Zemzem kadar şifâlı olan bu ülkede, yiğit Türkler...

Mektup

Genç kız, zarfın üzerindeki yazıyı hemen tanıdı. Mektubu postacıdan alır almaz göğsüne bastırdı ve merdivenleri koşarak üst kata tırmandı. Odasına girdiği zaman, kalbinin şiddetle çarptığını hissetti. Hâlbuki postacı mektubu uzatırken ne kadar da lâkayt ve...

İzler

—Hoş geldin. —Hoş bulduk… Buralı mısın? —Buralıyım… Doğma büyüme buralı. —Hangi mahallede oturuyorsun? —Hayranlar’da… Biz buraya geleli çok oldu. —Biraz önce buralıyım demiştin. —Evet, ben burada doğdum. Ya sen ne vakit geldin? —Gece geldim ben. —Bizim burada hiç gece olmaz, biliyor musun? —Nasıl...

Eski Yazı

Başucunda eski ve yıpranmış çerçevesiyle bir levha vardı. Diğer pek çok eşyâ ve yazıya rağmen bu levhanın şu ihtiyar nazarında pek önemli bir yeri ve anlamı olmalı diye düşündüm. Oturduğu yerin tam da arkasındaydı;...

Gül ve Çocuk

Zekî bakışlı, ele avuca sığmaz bir çocuk sabah erkenden bahçeye çıktı. Doğruca güllerin yanına varıp, sırtını erik ağacına dayayarak oturdu. Kaç zamandır zihnini kurcalayan bir sualin cevâbını, işte nihâyet alacaktı. Karnı acıksa bile, arılar ve sinekler bıktırıcı...

Cilve

Ben, seni düşünüyordum. Başımı, alnımı dizlerinin dibine koymanın hayâliyle seni dinliyordum. Sen, konuşmuyorsun ama sesini duyuyorum. Başımı, alnımı dizlerinin dibine koyamam, ama koymuşum işte… Derken kapı çalındı; istemeye istemeye yerimden kalktım, açtım. "—Yıldız burada mı?" --Hayır efendim, burada Yıldız...

SİTEDEN SEÇMECELER