Pazar, Şubat 24, 2019

İşte, Olanca Sırrım

Sevenin, sevdiğini görme ihtimâlinin bile hayat kıvılcımı, yaşama sevinci olduğunu sâdece sevenler bilir. Bu yürek çarpıntısının ne büyük deprem olduğunu, yalnızca, gözyaşı ırmağından bir damla içenler anlar. Benim, seni görme ihtimâlim olamaz. Seni görmek için,...

Dur Dedim

Dur dedim, yolum bu memlekete düşmüşken, şu adamı arayıp konuşayım. Aradım taradım, sordum soruşturdum fakat bir türlü bulamadım. Elimde, yıllar öncesinden bir adres vardı ama adresin yerinde yeller esiyordu. Acabâ bu şehir, îmar mı edilmişti? Kadına erkeğe,...

Ana

Su kaplumbağası, yumurta zamânı karaya çıkar ve açıkta yumurtladıktan sonra yine suya dalarmış. Her kaplumbağa, suya dalınca, kendisinin kuluçkaya yattığını zannedermiş. Aradan zaman geçip, havanın harâretiyle yumurtadan çıkan yavrular, analarıyla buluşurlarmış. Nasıl oluyor da her ana...

Bir Ses

Bir ses, bölük bölük, perme perîşan; lîme lîme olmuş ordulara seslendi: --‘’Birlik olun!..Birlik olun,bütün bir birlik olun!Bir gün gelir bir olursunuz..tek bir olursunuz ve umulur;Tekbîr olursunuz!’’ Ölü müydü neydi asker, kıpırdadı birer birer. Sesin söz olduğu...

Defter

Defter, Bir delinin defteri Ve işte söyledikleri: Bana onu sormayın. Sormayın, sormayın Bana sormayın. Adını diyemem Vasfını edemem, Heceleyemem; Ben bilemem, bilemem. Bir ömür koşturun; Yaprağa sorun, Çiçeğe sorun. Kendiniz bulun, Kendiniz bilin! O,odur,O’dur..O’dur! Havadır, sudur. Hem toprak, hem ateş Hem gizli hem açık, Fikirde ve zikirde Gâh îman, gâh inkâr. Hep O’dur, hep O’dur. Düşünce,...

Dilenci

Dilenci kılıklıydı ama, dilenciye benzemiyordu. Zengin tavırlıydı, fakat, zenginliği bilinmesin ister gibiydi. İşte bu, dilenmeyen dilencinin kulağına dedim ki: ‘’—Dostum! Hiç şüphe yok ki yarın, öbür dünyâda alnın açık, başın dik! Göğsünü gere gere dolaşacaksın,...

Günebakan

‘’Bu ne hâl? Yüzün safran sarısı..Hasta mısın yoksa?’’ dediler. Ne bileyim,ne diyeyim Sultânım!? ‘’—Sen ne bilirsin safran sarısını ki; yüzümdeki sarılıkta ayrıca hastalık ararsın’’ mı demeliydim? Eğer yüzümün rengi Safran Sarısı’na çalıyorsa, bunun gerçekten böyle olduğunu, Safran’ı...

Yolculuk

Mâdem ki gidiyoruz; bâri birlikte yürüyelim. Aynı yolda bâzı bâzı karşılaşıyoruz, hemen her mola verdiğimiz menzilde el sallamak, bu yolculuğu birlikte yaptığımızı göstermez.. Ben, senin hangi yöne gittiğini biliyorum; senin de beni göz ucuyla...

Perdeler

Şu tül, eve perde… Mahrem, Nâmahreme perde. Can, tene perde Ten, cana perde; Hepsi cânâna perde. Düşmüş Yolcu derde; Benlik Yolcuya perde. Sen, bana perde Ben, sana perde; O, O’na perde! Açlık tokluğa, Tokluk açlığa perde. Varlık, yokluğa... Teklik, çokluğa Çokluk, tekliğe perde! Gölge, asıla; Niçine, nasıla Yara, şifâya Dertse dermâna perde! Her şey, bir şeye...

Bir Elif Çekti

Sevmesini bilmeyenler, yaşamayanlardır. Pek çok insan, sevdiğini zanneder. Böyleleri, uyurgezerlerdir. Sevenler ise, yaşayan ölülerdir. Onlar, birer fetâdır, birer yiğittir. Kıpkızıl kan içindedir yürekleri. Çünkü, sevmesini bilmek demek, ölmesini bilmek demektir. Yaşamayanlar ise, böyle ölmenin hazzını aslâ bilemezler. *** Seni aramaya...

SİTEDEN SEÇMECELER