Doğu Despotizmi

0
375

CEMİL MERİÇ’TEN SEÇMELER

Montesquieu, Doğu despotizmi’nden söz eder. Düşünmez ki despotizmin âlâsı perestişkârı olduğu İngiltere’de ve teb’ası bulunduğu Fransa’dadır. Ne beyzâdelerin dillere destan zulümlerini, ne isim hânesi açık tevkif emirnâmelerini hatırlar. Bu şaşkın toprak ağasının hakkımızdaki türrehâtı sâdece gülünçtür: “Türkler dünyânın en çirkin insanları idi. Karıları da kendileri gibi kaknemdi. Rum dilberlerini görünce akılları başlarından gitti. Başladılar kız kaçırmaya. Zâten ezelden beri hayduttular” v.s. “Türkler eşek olacak öbür dünyâda. Yahudileri sırtlarında cehenneme taşıyacaklar.

Bütün kavimlerin en câhili… Türkiye’de teb’anın servetine, hayâtına, haysiyetine kimse aldırış etmez. Anlaşmazlıklar çabucak karâra bağlanır. Şöyle ki: Paşa dâvâcıları dinler, sonra falakaya yatırır herifleri, bir âlâ döver ve böylece dâvâyı netîcelendirir.” v.s. Bizi bu kadar tanır Montesquieu. Batı yazarlarında ciddiyet ve dürüstlük aramayacak kadar Batı irfânının âşinâsı olanlar için bu hükümlerin tek orijinal tarafı terbiyesizliktir.

“Kanunların Rûhu” müellifi, ülkesinin I.François’dan beri çok sıkı münâsebet hâlinde bulunduğu Osmanlı İmparatorluğu’nu bu kadar tanırsa, Hind’i, Çin’i, İran’ı ne kadar tanır? Ne garibdir ki bu hayâlperest ve hayâsız yazarın Doğu’ya izâfe ettiği despotizm birçok Batılı yazar tarafından münâkaşasız benimsenir. Wittfogel, Sovyetler’e çatmak için Doğu despotizmi bayrağını omuzlar; bizim köksüz ve ufuksuz aydınlarımız da târihimizi karalamak için Montesqiueu’nün coğrâfî kaderciliğine sığınırlar.

Cemil MERİÇ – BU ÜLKE İletişim Yayınları 1996. s.192.

Montesquieu:  Charles-Louis de Secondat Montesquieu. 1689-1755 yılları arasında yaşamış Fransız filozofu ve politik düşünürü. Bir siyaset sosyolojisi geliştiren Montesquieu’nun en ünlü eserleri: Kanunların Ruhu ve Acem Mektupları’dır. Cemil Meriç’in ifadeleriyle: “Fazla şişirilmş bir şöhret. Hammer, İbn Haldun’a İslam’ın Montesquieu’sü diyor? … İltifat değil, iftira.”

Despotizm: Yönetimin kendi keyfine göre ve zorbaca hareket eden bir kişinin yetkisinde olduğu yönetim şekli.

Perestişkâr: Delicesine seven, tapınan.

Tevkif: Durdurma. Hukuk terimi olarak, bir suç dolayısıyla birini tutuklama.

Türrehat: Saçma sapan söz.

Kaknem: Çirkin, huysuz, kuru, sıska.

Kanunların Ruhu: Fransız yazar Montesuieu’nün 1748 yılında Cenevre’de yayınladığı eserinin adı.

Müellif: Kitap yazan veya kitap hazırlayan, bir eseri ortaya koyan ve eserin sahibi olan kimse, yazar.

I.François: (1494-1547). 1415-1547 yılları arasında hüküm süren Fransız kralı. Hümanistlere kapısını açtı, bilim ve sanata önem verdi; ama bütün bunlar unutuldu. Onu daha bilindik yönleriyle hatırlatalım:  ”Alman İmparatoru Şarlken’le, 24 Şubat 1525’de yaptığı Pavye Savaşı’nda yenilerek esir düşünce annesi ile birlikte, annesinin ağzından, Büyük Osmanlı Sultanı Kanuni Sultan Süleyman’a bir mektup yazarak şöyle imdat diledi: ‘Şimdiye kadar oğlumun kurtuluşunu Şarlken’in insafına bırakmıştım. Fakat Şarlken oğluma hakaretler etmektedir. Dünyaya geçen hükmünüz, cihanın bildiği azamet ve şanınızla oğlumun kurtulmasını temin etmenizi zat-ı şahanenizden niyaz ediyorum.”

Bir de dans meselesi var. Kanuni’nin François’e yazdığı bir mektup yüz yıl dansı yasaklatmıştı: “Ben ki, kırk sekiz krallığın hâkanı Kanuni Sultan Süleyman Han’ım. Sefirimden aldığım rapora göre, memleketinizde dans adı altında kadın erkek birbirine sarılmak suretiyle insanlar arasında oyun oynanmakta olduğunu işitmiş bulunmaktayım. Hemhudut olmaklığımız dolayısıyle, iş bu rezaletin memleketime de sirayeti ihtimali müvacehesinde Name-i Hümayunum elinize ulaştığından itibaren derhal son verilmediği takdirde, bizzat Ordu-yu Hümayunumla gelip men’e muktedirim!..”

İzâfe etmek: Yakıştırmak, mal etmek

Münakaşa: Tartışma

Karl August Wittfogel: (1896-1988). Alman kökenli ABD’li tarihçi, iktisatçı ve sosyolog. Anti-komünist tavrının tesiri ile ortaya attığı hidrolik toplum(su toplumu) tezi ile maruftur. Doğu despotizmi konusundaki çalışmalarında, Marx’ın “Asya tipi üretim tarzı” hipotezinden etkilenmiştir. Siyasi tazyik ile de olsa 20. asrın en önemli kuramcılardan biri olarak kabul edilmektedir. Görüşleri özetle: “Doğuda devlet ekonomi­ye doğrudan müdahale etmekte ve üretim araçlarını elinde tutmaktadır. Sulamanın mümkün olduğu ve büyük verim artışlarına olanak verdiği yörelerde, pahalı sulama projelerinin gerçekleştirilmesi aşiret kurumlarının üzerinde güçlü bir devletin kurulmasına imkân verir. Mezopotamya ve özellikle Mısır gibi ilk medeniyetler sulamaya olanak tanıyan nehirler çevresinde ve bir merkezî devleti de beraberlerinde getirerek kurulmuşlardır.”

Coğrafi Kadercilik: Genel olarak, insan mizacının, içinde yaşadığı coğrafyanın özelliklerine paralel şekillendiğini savunan kadercilik anlayışı olarak tarif edebiliriz. Ama burada anlatılmak istenen Montesquieu’nun coğrafi kaderciliğidir. Onu da şu şekilde özetleyebiliriz: “Montesquieu, üç tür yönetim tarzını birbirinden ayırmış ve coğrafyaya uygun düşen yönetim şekillerinden söz etmiştir. Buna göre, despotizm büyük devletlere, sıcak iklimlere uygun düşer ve korkuya dayanır. Ne soğuk, ne de sıcak olan bir iklimin hüküm sürdüğü, orta büyüklükteki devletlere uygun düşen yönetim biçimi, monarşidir ve şan ve şerefe dayanır. Soğuk iklimlere ve küçük devletlere uygun düşen rejim, demokrasidir. Demokrasinin yönetim ilkesi erdemdir.