Esir Bir Türk Subayının Türkistan Hâtıraları-22

0
16

Türkistan’a gelişimizin ikinci sene-i devriyesini kutlarken,

Türkiyeli olarak hey’et-i tâlime’ye iştirak eden arkadaşlarımızın mevcudu 32 kişiyi bulmuş, çalışmalarımız da semerelerini vermeye başlamıştı. 4 ve 8’er ayılık kurslarda yetiştirdiğimiz medrese tahsilli gençleri, muallim olarak kazâlara tâyin ettirmiştik.

Yaşlı erkekler için gece kursları açtık. Maarif yolunda atılan adımların büyük şerefi, Türkistan münevverlerine ve terakkiperverlerine âittir. Maarif için maddî mânevî hiçbir fedakârlıktan çekinmeyerek dâima muvaffakıyetimizi temin eylemişlerdir. 

TÜRKİSTAN’DA KADIN

1867 SENESİNDEN BERİ Rus idâresi altında hürriyetsiz kalan halk, dinî taassuba ve hurafelere fazla temâyül etmiş bir durumdaydı. Çalışabilecek insanların yüzde 90’ını, “Dehkan” yâni çiftçi teşkil ediyordu.

Memleketin serveti ve mahsulün bereketi, büyük bir refah kaynağı idi. Türkistan çiftçilerinin mahâret ve çalışkanlıkları ve bilhassa meyvacılık ile pamukçuluk sahasındaki yüksek bilgileri, takdire şâyandır.

Türkistan pamukçuluğu deyip geçmeyelim.

Bu ülkede, senede 1,5 milyon balya yâni 300 bin ton pamuk istihsâl edilirdi.

Türkistan Türkleri, çalışmasını bildikleri gibi, zevk ve eğlenceyi de pek severler.Ekseriyetle akarsu başlarında, ağaç gölgelerinde kurulu çayhânelerde, güzel sesli hânendelerin ve sâzendelerin tatlı nağmeleri arasında çay, nargile, müselles içer eğlenirler.

Türkistan’da nargileye “Çilim” denir. Bunun marpucu yarım metre kadar uzunluktadır.

Su konulacak kısmı kabaktan yapılmıştır. Bunun içine tömbeki konulduğu gibi, “köknarı” yâni esrar da koyup içenlere tesâdüf olunur.

Erkekler, bilhassa yazın, hâlis ipekten hafif elbiseler giyerler. Pardesüye “Çapan”, altına giyilen üç peşli elbiseye de “Kemzül” derler. Türkistan halkı, erkekli kadınlı, güzel kokulara düşkündür. Güzel kokuyu çok severler. Ekseriyetle gülyağı kullanırlar. Üzerlerinde misk taşırlar.