Geçmiş Zaman Olur Ki

1
277

Pınar’ı şöyle dursun, musikimizin bu gün ne Kaynak’ı var, ne de Irmak’ı… Zavallı sanatım Gencebayların, şaşkınların, taşkınların eline kaldı…


Ya Gökçek Türkçemiz?..

Zamane fıkracılarının, türedi ozanların, bütün fikriyatları 3-5 yüz kelimenin çevresinde raks eden sözde aydınların, entellerin, dantellerin, tv kanallarının elinde her gün kılıktan kılığa girip tanınmaz, anlaşılmaz hâle geldi…


Nerede fukara babası ağalarım?..

Nerede, tepe gibi et yığdıran, göl gibi kımız sağdıran; açları doyuran, yalıncakları giydiren; borçluları borcundan kurtaran beğlerim?..


Dün, Tanrı misafiri denilir, kısmetiyle geldiğine inanılır, kutlu sayılır; izzet ve ikramda kusur etmemeye çalışılırdı…

Ya bu gün!..

Vaktimizi çalan, gereksiz masrafa yol açan, rahatımızı kaçıran saygısız, diye bakılıyor…


Gâvur parasıyla….. diye başlayan bizim ata sözümüzdü. Değeri günden güne düşen de bizim paramız oldu…


Karagöz’ümüzü, şiş kebabımızı, yoğurdumuzu elin yabanına kaptırıp sandviçle, hamburgerle, vızburgerle, cızburgerle, ayaküstü tıkınmakla safra bastırır olduk…


Küçülen yalınız mideler olsaydı mesele yoktu… Gök kubbeyi çadır, yeryüzünü yurt, eğeri taht, tulgayı taç bilenlerin; yer götürmez ordular sevk edenlerin, dizliye diz çöktürenlerin, başlıya baş eğdirenlerin ne yazık ki dünyaları da küçüldü…

(Aydil EROL) sanatalemi.net