Gider idim Ben Yol Sıra

0
255

Gider idim ben yol sora yavIak uzamış bir ağaç
Böyle lâtif böyle şirin gönlüm eydür birkaç sır aç
Böy’luzamak ne mâ’nidir çünkü bu dünyâ fânîdir
Bu fuzulluk nişânıdır gel beri miskinliğe geç

Böyle lâtîf bezenüben böyle şirin düzeniben
Gönül Hakk’a uzayıben dilek nedir neye muhtaç
Ağaç kanı devran döner kuş budağa bir kez konar
Dahî sana kuş konmamış ne güvercin ne hod turaç

Birgün sana zevâl eresüce kaddin ine yere
Bullakların oda gire kaynaya kazan kıza sac
Yûnus şimdi sen bir nice esrüklüğün yüzbin onca
Kur’ağaca, yol sorunca teferrücle yoluna geç

Yunus Emre

Yavlak: Çok fazla
Lâtif (a): Yumuşak,hoş
Sırr (a): Gizli
Fâni (a): Ölümlü, fena bulan, geçici, yok olucu
Fuzulluk: Münâsebetsizlik, sırasız töresiz iş yapan, fodul
Miskinlik: Mânevî yokluk, benliği terketme
Karımak: Kocamak, ihtiyarlamak
Devr’an (a): Dönmek, zaman
Turaç: Kekliğe benzer bir kuş
Zevâl (a): Yok olma, son bulma
Kadd:Boy,pos
Teferrüc:Ferahlamak


Gider idim ben yol sıra, yavlak uzamış bir ağaç,
Böyle latîf, böyle şirin, gönlüm der ki birkaç sır aç.

Böyl’uzamak ne manadır, çünkü bu dünya fanidir,
Bu fodulluk nişanıdır, gel beri miskinliğe geç.

Böyle latif bezenirken, böyle şirin düzenirken,
Gönül Hakk’a özenirken, dilek nedir, neye muhtaç?

Ağaç karır, devran döner, kuş budağa bir kez konar,
Daha sana kuş konmamış, ne güvercin, ne hod dürrraç.

Bir gün sana zevâl ere, yüce kaddin ine yere,
Budakların oda gire, kaynaya kazan, kıza saç.

Er sırrıdır sırrın senin, er yeridir yerin senin,
Ne yerdedir yerin senin, sana sorarım ey ağaç.

Yunus Emre sen bir nice, eksikliğin yüz bin onca,
Kur’ağaca yol sorunca, teferrücle yoluna geç.

Yunus Emre