Gönül Bahçesinin Sırları-3

0
11

SORU:4.

“Yolcu, nasıl kişidir, yola giden kimdir? Kime tam ve kâmil kişi diyeyim?


Bir de yolcu kimdir, dedin. Yolcu, yola düşen ve aslından haberdar olan kişidir.

Yolcu, yoldaki konakları çabucak geçen, dumandan arınmış ateş gibi varlığını yakıp arıtan adamdır.

Şöyle bil ki, yolcunun yol alması, ayıbı noksanı bırakarak imkân âleminden/bu âlemden vücup âlemine/gerçek âleme gitmesidir.

Bu da mânevî bir yolculuktur.

Birlik âleminden bu âleme nasıl geldiyse, bu sefer de ters yüzüne gider, konakları aşa aşa nihâyet hakikatte birlik âlemine varır ve kâmil insan olur.

İnsan, bu varlığa gelirken başından neler geçti, nasıl doğdu? Önce onu bil!

Evvelâ cemat hâlindeydi, sonra izâfî ruhla bilgi sâhibi oldu.

Derken ilâhî kudretle harekete geldi, sonra da Allah’ın inâyetiyle dilediğini yapar bir hâl aldı.

Doğdu… Çocukluk çağında tekrar bu âlemiduydu, gördü. Bu âleme âit duygularla kuruntular, onda açıkça meydana geldi.

İnsanda bu cüz’î şeyler bir araya gelince, bu cüzler âleminden kül’ler âlemine yürüdü.

Onda, kızgınlık ve şehvet meydana geldi. Onlardan da hırs, nekeslik ve ululanma hâsıl oldu.

Kötü sıfatlar merydana çıktı, derken şeytandan canavardan daha kötü bir hâle geldi.

Bu (derecedeki) insanlık noktası, Mutlak Varlık’a nazaran en aşağı noktadır. Çünkü, Birlik noktasının tam karşılığıdır.

Bu kötü işler yüzünden, çeşitli bir çokluk âlemi zuhur etti. İnsan da, birlik âlemiyle tam karşı karşıya geldi, zuhurun sonu oldu.

Eğer bu tuzağa tutulup kalırsa; bu hayvan sıfatlarından kurtulamazsa, azgınlık ve sapkınlıkta hayvandan da aşağı olur…

Yok eğer can âleminden bir nura kavuşur, cezbe feyzine nâil olur yâhut da cezbenin aksi/yansıması olarak kat’î bir delil elde eder de gönlü, Hak sırrına sırdaş olursa, geldiği yoldan geri dönebilir, aslına kavuşur.

Cezbeyle yahut kat’î delille Yakîn’e erer, gerçek îmâna yol bulur; kötü kişilerin düştükleri Siccîn’den çıkar, iyi kişilerin makamı olan İlliyyîn’e yüz tutar; hemencecik tövbe eder, seçilmiş Âdemoğulları arasına katılır, insan olur.

Kötü işlerden arınır, İdris Peygamber gibi göklere ağar.

Pis huylardan kurtulur, Nuh gibi hakikate ayak direr. Cüz’î kudreti Küllî kudrette yok olur da Halîl gibi Allah’a dayanır.

Dileğine, Allâh’ın râzılığı da uyar, Mûsâ gibi o ulu kapıya gider. Kendi bilgisinden kurtulur, Îsâ Peygamber gibi gök ehlinden olur. Bir uğurdan bütün varlığını yağmalar, Ahmed’in ardına düşüp Mi’râca çıkar.