Hikmetler 4 Atâullah İskenderî

0
233

Cenâb-ı Hakk’tan, seni içinde bulunduğun bir hâlden başka bir hâle aktarmasını isteme. Eğer O isteseydi, seni bulunduğun hâlden çıkarmaksızın diğer bir hâlde de bulundurabilirdi.

Sâlikin himmeti mükâşefede durmak isteyince hakîkat tellâlları “aradığın ilerdedir” diye seslenirler. Kâinatın dış yüzünün / zâhirinin güzellikleri cilvelenir, seni çekerse, hakîkati de şöyle seslenir:

“…bizler ancak birer fitneyiz, sakın küfre düşme.”(2/102)

Hakk’tan isteyişin Hakk için bir suçlamadır. Hakk’ı isteyişin Hakk’tan habersizliğini gösterir.

Hakk’tan başka bir varlığı istemen O’na karşı hayâsızlık; O’ndan başka bir varlıktan isteyişin ise Hakk’tan uzaklığındandır.

Alıp verdiğin hiçbir nefes yoktur ki, o nefeste Hakk’ın sende gerçekleştireceği bir kaderi olmasın.

Ağyarın kalbini terk edip boşaltmasını bekleme. Bu bekleyişin bulunduğun hâl içinde hakkını
yerine getirmen gereken murâkabeye engel olur.

Dünyâda bulunduğun sürece sana gelip çatan acıları tuhaf karşılama. Çünkü dünyânın açıkladığı şey ancak hak edilenin ve kaçınılmaz olanın özelliğidir.

Rabb’in ile aradığın istek zorlaşıp gecikmez. Nefsin ile aradığın istek ise gerçekleşemez.

İşin başında Allah’a yönelmek, işin sonunda başarıya ulaşmanın belirtisidir.

Başlangıcı parlak olanın sonu da parlaktır.

Gizli sırlara emânet edilen, zevâhirin6 tanıklıklarıyla ortaya çıkar.

Hakk ile delil getirmek ve Hakk üzerine delil araştırmak birbirinden çok farklı ve uzak
şeylerdir. Hakk ile delil getiren O’nu yakînen bilmiş ve işi kökünden hâlletmiştir.

Hakk üzerine delil getirmek ise O’na ulaşmamanın sonucudur. Yoksa O, ne zaman gizlidir ki, eserlerde araştırılsın. Ne zaman uzaklaşmıştır ki, eserler ona eriştirebilsin.

“Varlıklı olan kimse varlığına göre versin” ifâdesi Allah’a ulaşanlar için, “…rızkı ancak kendisine yetecek kadar verilmiş olan kimse Allah’ın kendisine verdiğinden versin.” (65/7) de Allah yolunda yürüyen sâlikler içindir.

Allah’a gidenler O’na yönelmenin, nûrlarıyla hidâyet buldular. Yeryüzüne gelmenin nûrları
ise O’na ulaşanlar içindir.

Allah’a gidenler nûrlar için; nûrlar ise ulaşanlar içindir. Çünkü onlar yalnız Allah içindir. “Allah de, sonra da onları daldıkları sapıklıkta bırak, oynasınlar” (6/91

Sana açılmamış gizlileri kurcalayacağına, kendi gizli ayıplarını araştır. Bu daha hayırlıdır.

Atâullah İskenderî – Hikmetler Kitabı