“Kutuplara Bölünmek”-Sâmiha Ayverdi

0
92

(Bence şekil ve san’at, mânâyı ziynetleyen bir kaptır. Mânâ, şekil perdesi altında gizli olduğu için göz, iç kıymetini görmüyor da dış tezâhürlerini görüyor.

Rûhu görmeyip, cesedi gördüğümüz gibi.

Şekil, mânâyı bulmak için bir kapıdır. Yazık ki insanlar bu kapının san’at inceliklerine, estetik vasıflarına dalarak, onu açıp gizli olan hazîneyi elde edemiyorlar.)


(…Bünye fesadına uğramış medeniyetlerde, san’atın da can çekişmesinden başka ne beklenirdi?.. Güzelliğini kaybetmiş bir toplumun artık güzelliği görmek ne haddiydi ne de hakkı.

Artık dünyâ, çirkinlikle güzellik arayanlar devrini yaşamaya başlamıştır.)


(… Biz, bestelerden semâîlerden kârçelerden âbideler kurmuş vecdin ve san’atın kumanda ettiği ses dünyâları yaratmış bir millet idik. Bugün ise bir zevk iflâsının yaygaraları sâdece kulak tırmalıyor.)


(Bir memleket için, en büyük tehlikenin kutuplara bölünmek olduğu nasıl inkâr edilebilir?..

Gereken yekpâreliği ise ancak müşterek mânevî değerler kurar ki, bu köprü olmadıkça, ne fertten ferde ne de kütlelerden kütlelere birlik, berâberlik ve âsâyiş meydana gelebilir.)


(Türk cemiyeti… maddeye yenilerek Batı’dan esen fırtınaya teslim oldu… Böylece de Batı’ya ruhunu kiralayalı beri, kendi hânesinde sığıntı olarak mukaddesatından, örf ve âdetlerinden utanıp, inançsızlığının adını “ilericilik” koyarak yaşamaya başladı. (….)

Kendi millî ve târihî dağarcığını tersine çevirip boşaltan Türk aydını, çâreyi Batı’ya dört elle sarılmakla buldu ve buluyor da…(…)

Türk aydını, elindeki târihî ve millî terâzisini düşürmüş olduğundan, Avrupa’nın maddeden meded uman sistemini tartıp değerlendirememekte ve bu yüzden de kolayına gelen bir el çabukluğu ile onun artıkları ve korkuları ile kifâf-ı nefs etmektedir.)