Mevlit,”doğmak” yâhut “doğuş” mânâsına geliyor. Bir üçüncü anlamı ise “doğuş zamânı” demek. Daha ziyâde Peygamber Efendimiz’in dünyâya gelişini ve O’nun peygamber oluşu ile Mîrâca çıkışı gibi önemli olayların anlatıldığı Süleyman Çelebi’nin manzum eserine verilen isimle yaygınlaşan Mevlid, böylece dilimizde yepyeni ve dördüncü anlamı kazanmıştır.
Osmanlı Devletinde her yıl Rebîülevvel ayının 12’nci günü Hazret-i Peygamber’in doğumunu kutlamak üzere Sultanahmet Câmii’nde toplanmak âdet olmuştu.

O gün pâdişah muhteşem bir alayla gelip, Câmi’deki Hünkâr Mahfili’nde yerini alır ve Süleyman Çelebi’nin Mevlid’inden bölümler okunurdu. Peygamber Efendimiz’in doğduğu gece olarak kabûl edilen bu günde; tebrikleşilir, helva yapılır, şerbet dağıtılır; câmiler ve minâreler mahyalarla süslenir, kandillerle aydınlatılırdı. Aynı tarzda olmasa bile günümüzde de Mevlid Kandili, çeşitli ibâdetler ve faaliyetlerle kutlanmaktadır. Bütün bu kutlamaların ana sebebi, üstte belirtilen “doğma” veyâ “doğuş zamânı” mânâlarına gelen mevlidin hakîkatini kendi benliğimizde yaşayabilmek gayesiyle duâ, temennî ve niyazlarımızın gerçekleşmesi gayretidir.

Hazret-i Peygamber’in mümini olabilme arzusundaki bizlerin, yeni doğuşlar yaşamak ve O’nun yolunda tâze bir îman ve aşkla uyanmak isteyişimizdir. Gözlerimizi böyle uyanışlarla açtırması için Cenâb-ı Hakk’a yalvarıyoruz.

Mevlid kandili, cümleye hayırlar getirsin diyoruz.