O.Remzi Bey’in Annesi-2

0
24

2.

Osman Remzi Bey annesine muhabbetli ve hürmetkâr olmasına rağmen bâzı sakat meyillere de sâhipti. Bunların başlıcası kumardı. Bu zaafını annesinden saklayacak bir incelik göstermesine rağmen yaşlı ananın, oğlunun bu kötü îtiyâdını baştan beri sezmekte olduğunu bilmiyor, böylece de âile servetini yavaş yavaş elinden götürecek iptilâsından vazgeçemiyordu.

Karısı ise gösteriş zaafı yüzünden günün birinde kocasının büyük bir vurgun yapması ihtimâlini düşünerek kumara karşı tavır almamakta idi. Fakat işlerin vehâmet kesbederek tadının tuzunun kaçması onu da tedirgin etmeye başlamıştı. Remzi Bey’in Balık Pazarı’nda babadan kalma üstleri odalı, bir sıraya beş dükkânı vardı. Bir gün eski kirâcılarından Aleko eve gelerek: ‘’Hanım, bey söz dinlemiyor, onun için sana haber vermeye geldim. Dükkânların üçü satıldı. Benim ve kardeşimin kirâcı olduğumuz ikisi kaldı. Bu üç dükkânı da Yako isimli bir yahûdi aldı. Hem acele olduğu için gâyet ucuza kapattı.

Ben ‘Bu telâşa sebep nedir?’ diye sorunca kardeşim, ‘Kumar borcu’ dedi. Biz şimdiye kadar bu piyasaya Rum ve Ermeni’den başkasını sokmamıştık. Ama mâdemki bugün bir yahûdinin yağı bastı, mahvolduk demektir. Kısa zamanda hepimizi silip süpürür. Bizi ekmeğimizden ederek piyasayı yahûdinin emri altına verir,’’ dedi. Remzi Bey’in karısı kocasının evlâdiyelik dediği emlâkini satmış olmasına inanmayarak oraya kadar gitti ve ne çâre ki hâdisenin Aleko’nun anlattığından da vahim olduğunu anlamaktan geri kalmadı.

*

Birgün annesinin elini öpmeye odasına giren Remzi Bey’e, annesi: ‘’Evin hanımefendisini buraya çağır!’’ deyince oğlu: Anne evin hanımefendisi sensin’’ dediyse de aldığı cevap hayli mânidar ve sert oldu: ‘’Hayır oğlum, ben bu evde ancak senin annenim. Evin hanımı da hanımefendisi de karındır. Anlayacağın, aranızdaki vazifem, sizi kollayıp dîn ü dünyânız hakkında hayırlar niyazıdır,’’ diye kesip attı.

Gelini de dâvet üzere odaya girince Kur’ân-ı Kerîm’i kesesinden çıkararak oğlunun elinni, keseden çıkardığı Kur’ân-ı Kerîm’in üzerine çekerek, ‘’Hadi, bir daha kumar oynamayacağına Allah’ı şâhit tutarak yemin et!’’ dedikten sonra gelinine döndü ve ‘’Bak kızım, evlendiğinden bu yana sana pek çok mücevher verdim. Onların hepsi babadan kalma idi. Nerde şimdi bunlar?’’ dedi. Kadıncağız gene Kur’ân-ı Kerîm kesesine elini sokarak bir altın kordon çıkardı ve:

‘’Bu zincir iki buçuk arşındır. Aralarında da baklava biçimi elmas tokalar vardır. Beldi arasan memlekette bunun gibi değerli başka bir kordon bulunmaz. Sen kızım, kocan isteyecek olsaydı yüzün tutmaz bunu da verirdin. İşte bu yüzden şimdiye kadar onu sana vermedim. Ama artık korku kalmadı. Remzi Hakk’a söz verdi. Ne alır, ne satar… Bu kordonu Remzi doğduğu zaman kayınpederim bana husûsî yaptırmıştı. Onun için sana vermedim,’’ diyerek bu zarif ve pahâ biçilmez kordonu gelininin boynuna takıvermişti.

*

Annesinin dediği oldu. Osman Remzi Bey’in eli bir daha oyun kâğıtlarına dokunmadı. Zîra bir ananın gönlüne yol bulan Hak merkezlerine itâat ve saygı ışığı âileyi mahvolmaktan kurtarmış bulunuyordu.

Büyük bir ferâgat ve tevâzu ile İslâm’ı pâre pâre eden o kabile ve aşîret hırsına düşmemiş olan Remzi Bey’in anası, benlik ve gurur dâvâsından geçip yokluk ihrâmına bürünerek ilâhî bir ferâset ve îmanla, dâvâsını kazanacağına inanarak adım atmış, öylece de kahraman bir mümin olmak pâyesine erişmiştir.

Sâmiha Ayverdi