Ölüm-3

0
290

-“Bu kış mevsiminin gelmesi, nasıl ağaçların yapraklarına, dalına budağına tesir ediyorsa, ölümün pîşdârı, öncüsü olan hastalıklar da bu vücut ağacının yapraklarına öylece tesir eder. Bundan kurtulmuş olanlar, ancak kalplerinde yârin cemâlinin bahârına mâlik olanlardır ki onlar için her dem tâzelik ve bahar vardır.”

Hz. Ken’an Rifâî, Sohbetlersonbahar-yapraklar-ve-gne-nlar-8ebe-3cb5-f03d

– “Dün dedim ki: Haydi çocuklar bir sandala binelim de Göksu’ya gidelim!” Herkes hayretle, aman Efendim, celâli cemalle bir bilenler için güzel ama, bizim tahammülümüz zayıf… bu soğukta nasıl olur, dediler.
Öyle demeyiniz, dedim. Kış, yâni celâl dediğimiz bu mevsim, bir sınıf halk için yâni servet ve kudret sahibi zümre için bir nevi eğlence ve zevk zamanıdır. Zîra evlerinden, kürklerinden otomobillerine kadar her şeyleri hazır ve her tarafları sıcaktır. Onlar bu mevsimde de zevk ve eğlencelerine devam ederler.

Halbuki zenginlere zevk ve sefa olan kış, fakirler için sefalet, yokluk ve ölüm mevsimidir. Neden? Çünkü bunların o celâle karşı korunacak iktidarları yoktur. Yâni mücehhez değillerdir.
İşte servet-i aşkı olan kimseler için de celâl, aynen böyledir. Celâl onlara bir nevi zevk-i diğer olur. Aşktan yoksul fakir halliler için ise ölüm ve helak olur, dehşet ve ıztırap olur.

Halbuki aşk ganîsine celâlden korku yoktur. Nasıl ki Bâyezîd-i Bistâmî: “Allah’ım benimle olunca, cehennemde de olsam, cennet zevkini duyarım! buyurur.”
Bu konuşmadan bir gün sonra bizi çağırıp yaz ve kış yapraklarını muhafaza eden bir defne ağacını göstererek:
– “İşte kahır ve lûtfun ikisine de aynı zamanda mazhar olan bir numûne… Yâni kışta da yazda da aynı tarâveti muhâfaza eden bir güzellik!” dedi.

(Ken’an Rifâî, Sohbetler