Sohbetler 27

0
219

Uluorta söylenen bir sözden gıybet çıkması üzerine:

-“Arabaya bindiğim vakit hayvana kampçı vurulunca nasıl canım acırsa, birisi gıybet olunduğu vakitte de, bana kampçı vuruluyor gibi gelir… Onun için ben sizin aranızda bir şey söylemeye korkarım. Biriniz bir şey söyleyecek, bir gıybet çıkacak diye söylemekten çekinirim. ” (Ken’an Rifâî-Sohbetler)1533779_718539718166099_889194261_n


Hakîkî aşkta sahip sana aşk hil’ati giydiriyor. Yâni kendini giydiriyor. Bu yüzden, ondan başka hiçbir şey görmüyorsun. Kibir, tecessüs, riya gibi sıfatlar hep sönüyor. Fakat hal olarak değil. Onun için sahip seni bırakmıyor ve bu hil’atin içinden durmadan söylüyor: Kibir
fenadır, kibir etme! Yalan söyleme, gıybet etme! diyor. Yâni durmuyor, o aşk içinden söylüyor ki cünun devresi geçince bunlar sana hal olsun, senin malın olsun diye… zîra gün olup o cünun hâli senden geçecek, farzımuhal, kalsa bile buna vücûdun tahammül etmez. (Ken’an Rifâî-Sohbetler)


Her şey mukadderat gereğince olur. O mukadderat ise sendedir.

Bunu fiile çıkaran, senin kendi hareket ve amellerindir. Mukadderatından kaçmak isteyen kimsenin içine, sanki muayyen zamanlarda infilâk edecek bombalar yerleştirilmiştir. Vakti gelince bunlar birer birer patlar ve. kader yerini bulur.”

“Mürşidin etrafında bulunanların gıybet, fassallık, yalan, riya gibi hareketlerde bulunmaları o azîzi müteessir edip inciteceği için sâlikin bu gibi hallerden kaçınması lâzım gelir. (Ken’an Rifâî-Sohbetler)