Sohbetler-76

0
12

Münire Hanımefendi:

Zamân-ı Saadette birisi müslüman olmuş. Resûlullah Efendimiz sahâbeden birine bu adama Kur’ân-ı Kerîm hatmettirmesini emreylemiş. Fakat müslüman olan bu zat “Zerre miskal hayır işleyen hayır bulur, zerre miskal şer işleyen şer bulur” âyetine gelince “Bu bana yetti!” diyerek fazla okumak istememiş.

Sahâbeden olan zat, Resûlullâh’ın emrini yerine getiremediğinden bu hâli Efendimiz’e bildirmiş. Kendile­ri de yeni müslüman olan zâtı çağırarak Kur’ân-ı Kerîm okumak istemeyişinin sebebini sorduklarında adamcağız:

“Yâ Resûlallah, ben bu âyetleri hâl edeyim, başka bir şeye ihtiyâcım kalmaz” demiş. Bunun üzerine Efendimiz “Bırakın onu, bu adam fakîh oldu!” diye emir buyur­muşlar.

Ken’an Rifâî, Sohbetler,


“Kırklar kaç erdir?” diye zâtın birine sormuşlar. “Kırk nüfustur’ demiş. “Niçin er demediniz de nüfus dediniz?” diye tekrar sorunca “İçle­rinde kadın da vardır da onun için…” buyurmuş.

Kadının fazileti, sırasında erkeğinkinden fazla olduğuna şüphe yoktur.

Ken’an Rifâî, Sohbetler,


-Hazret-i Süleyman: Nefsini kahretmek, tek başına koca bir memleketi fethetmekten daha müşküldür, buyuruyor. Nefsi ezmek için ne yapmalı bilmem ki…

-“Yapılacak şey, onu ezmeye çalışmaktır. Ama ezip de bir yere tıktıktan sonra da muhâfazası güçtür. Bu yüzden Cenâb-ı Hak: Mekrimden emîn olma! (1)diyor.

İşte Hazret-i Pîr’in de; Her nefes nefsini muhasebeye çekmeyeni biz ricalden saymayız! demesi bundandır.

Nefsi sindirmek, çâresiz ve dermansız bırakarak ruhuna ulaştırmak, ruhlaştırmak lâzımdır. Çünkü o mevcut oldukça yine bir fırsat bularak baş kaldırır. Halbuki nefisten eser kalmamalı ve öyle bir hâle gelmeli ki: Ervâhünâ eşbâhünâ, eşbâhünâ ervâhünâ yâni rûhumuz cismimizdir, cismimiz rûhumuzdur sırrı zâhir olmalı…”

(1)A’râf Sûresi, 99.âyet: ‘’Allah’ın tuzağından (kurtulacaklarına) emîn mi oldular? Ziyâna uğrayan topluluktan başkası, Allah’ın tuzağından emîn olmaz.’’