Şiirin aslı

Dîn ü millet sorarısan ‘âşıklara dîn ne hâcet 
‘Âşık kişi harâb olur âşık bilmez dîn diyânet 

‘Âşıklarun gönli gözi ma’şûkın isteyü gider 
Ayruk sûretde ne kalur kim kılısar zühd ü tâ’at 

Tâ‘at kılan uçmagıçün dîn tutmayan Tamu içün 
Ol ikiden fârig olur neye benzer bu işâret 

Her kim dostı severise dostdan yana gitmek gerek 
İşi güci dost olıcak cümle işden olur âzât 

Anun gibi ma’şûkanun haberini kim getürür 
Cebrâîl-i mürsel sıgmaz anda olıcak münâcât 

Sorı hisâb olmayısar dünyâ âhiret koyana 
Münker ü Nekir ne sorar terk olıcak cümle murâd 

Havf ü recâ nice gelür varlık yokluk bıragana 
İlm ü ‘amel sıgmaz anda ne terâzû ne hod sırat 

Ol kıyâmet bâzârında her bir kula baş kayısı 
Yûnus sen âşıklarıla hîç görmeyesin kıyâmet

Yunus Emre

Hâcet (a): Muhtaç olunan şey, gereklik
Diyânet (a): Dindarlık, dinî emirlere uyma
Fariğ (a): Boş, vazgeçmek, rahat, dinç
Âzât (f): Serbıest, hür, kurtulmuş
Havf ü recâ:Korku ve ümit
Sırat (a): Yol, cehennemin üzerinde kurulu cennete geçilen köprü

DİN VE MİLLET SORAR İSEN

Din ve millet sorar isen, aşıklara din ne hacet, 
Aşık kişi harap olur, aşık bilmez din diyanet. 

Aşıkların gönlü gözü, maşuğun isteyi gider, 
Ayrık surette ne kalır, kim kılacak zühd ve taat? 

Taat kılan Cennet için, din tutmayan Tamu için, 
O ikiden kim vazgeçer, neye benzer bu işaret? 

Her kim dost sever ise, dosttan yana gitmek gerek, 
İşi gücü dost olacak, cümle işten olur azat. 

Onun gibi maşukanın haberini kim getirir? 
Cebrail-i mürsel sığmaz onda olacak münacat. 

Soru hesap olmayacak dünya ahiret koyana,
Münker ve Nekir ne sorar, terk olacak cümle murat.

Havf ve reca nice gelir varlık yokluk bırakana,
İlm ve amel sığmaz onda, ne terazi ne hod sırat.

O kıyamet pazarında, her bir kula baş kayısı,
Yunus sen aşıklar ile hiç görmeyesin kıyamet.

Yunus Emre