Tûfan

0
28

“O murassâ kadehten lâl renkli şarap içmeye niyetin varsa; kirpiklerinin ucuyla bir hayli inciler delmelisin!

Meyhâne kapısı topraklarını yanaklariyle süpürmeyen kişinin burnuna ebediyyen muhabbet kokusu erişemez. Ağıza gelen, söylenebilen söz; aşk sözü olmaz. Sâkî, şarap sun ve bu dedikoduyu kısa kes! Hâfız, gözyaşı, aklı da denizlere garketti, sabrı da! Ne yapsın? Aşk gamının harâretini gizleyemedi.

Öyle bir ağladım ki; kim geçti ki gözyaşlarımın akmakta olduğunu gördüyse; bu ne ırmaktır dedi. Şaşıyorum doğrusu, gözümün işi gücü her an yıkanmak olduğu hâlde hayâlin nasıl oldu da gözümden gitmedi?

Dün gece ciğerimizin yanışından meydana gelen ve başımızdan gelip geçen duman, mumun bile başından geçmemiştir. O’nsuz ve ondan uzaktayken an be an gözüme gelen gözyaşı seli, gözümden giden belâ tûfânı!”

Sâdi Şirazî