Vicdânımızın Sesi-1

0
22

Dostlarım!

Merhum Hayri Bilecik, şöyle diyor:

İnsanın en önemli, en ileri bilgi kaynağı, vicdandır. Yalan söylemeyen, dâima doğruyu ve gerçeği gösteren bir terazidir vicdan…

Beş duyumuz, aklımız ve vicdânımız… bu üçlü, dâimâ bize bir şeyler sunar. Bunlar, bize sunulan bu şeyler; derece derece birer hakikattir. Ancak üstünlük, dâima vicdânındır. Diğerleri aldanıp yanılabilir, ama, vicdan yanılmaz.

Renkleri gözümüzle ayırd ederiz, fakat korkuyla endişeyi, vicdan ayırabilir.

Yaptığımız bir yanlış hareket için, vicdânımız bizi rahatsız ediyorsa; aklımızın öne sürdüğü hiçbir mâzeret, bizi rahatlatmaz.

Zira, vicdânın bilişi; aklın veya beş duyumuzun bilmesi gibi değildir.

Onun bilmesi; sonradan edinilen bilgilerden öte… ilimden öte, hissetmekten öte olan ilahî bir biliştir. Vicdan, bizzat yaşayarak bilir. Doğruyu bilir ve söyler. İş, onun… vicdanın sesini duyabilmektedir.

“Allah, gizlediklerinizi de, açığa vurduklarınızı da bilir.” buyruluyor ya…

İşte:

“Nasihatlerimle amel et, beni adamdan sayma!” diyen… “ölmezden önce ölen” bu yolun büyüklerine sorar, danışır ve onlara uyarsak; onlar bize vicdanımızın sesine kulak vermeyi öğretirler.

O zaman, faydalı işleri ve bilgileri kolayca ayırd eder ve çamurlaşmaktan kurtulmaya yüz tutarız. Çünkü vicdânın tek bir vazifesi vardır; bize, Yüce Rabb’imizi bildirmek.

Ezel ahdini hatırlatmak.

Bundan önceki sohbetimizde, İNSAN kelimesinin türediği ÜNS kökünün bir mânâsının da “ülfet etmek”; yakın olmak, bilişmek anlamına geldiğini söylemiştik. İşte ilk önce yakın olacağımız, bilişip, tanışıp sevişeceğimiz vicdanımızın sesidir.

Vahşi hayvanlar nasıl eyere, semere, gem vurulmaya zorlanıp ve adı üzerinde vahşice davranır, bizim “ehlîleştiriyoruz” dediğimiz terbiyeye itiraz ederlerse; biz de vicdanımızın sesine öyle yabancıyız.

Onu dâima işitiyor; fakat kulak asmaya yanaşmıyoruz.

O vahşî atı ehlîleştirecek biri lazım! Öz be öz Türkçe bir kelime olan Hoca sözü; “Öğretmenle” değiştirilmek istendi, biliyorsunuz. Fakat, kânun zoruyla bile olsa Müslüman Türk Milleti’nin vicdanından Hoca kelimesi sökülemedi. Hemen her kademedeki öğrenci, “öğretmenine” hâlâ “Hocam”, diyor.