Yabancı Gözüyle Biz-11

0
30

Fransız seyyahı, bundan sonra, sarayın dışındaki İstanbul’u ve hayâtını anlatıyor.

Beyazıt’da, şimdi üniversitenin bulunduğu mevkide bir eski saray vardı ki, pâdişahlar daha eskiden burada otururlarken, Thevenot’nun İstanbul’da bulunduğu târihte durum değişmişti.

(Ölen hükümdarların hanımları, kızları ve gözden düşmüş kadınlar eski sarayda mahpus gibi yaşarlar. Buradan kurtulmaları, ancak pâdişahın onları güvenilir bir adamla evlendirmesine bağlıdır.)

Thevenot, burasını bir kızlar manastırına benzetiyor:

(Diğer bir saray, Beyoğlu’nda, Fransız Sefâreti’nin yanındadır –Galatasaray Olacak- ki İçoğlanları’nın tâlim ve terbiyesine tahsis edilmiştir. Anadolu ve Rumeli yakasında, pâdişahlara mahsus pek çok saray, köşk, bahçe daha vardır. Bunlara “bostancılar’’ nezâret eder.

Bostancılar’ın âmiri olan Bostancıbaşı, Osmanlı Devleti’nin en mühim şahsiyetlerinden biridir. Sarayda dâiresi olan bu zât, sakal bırakmak yetkisine sâhiptir. Diğer saray mensupları, ‘’Kulluk’’ alâmeti olarak sakal bırakamazlar.

Karada veya denizdeki gezintilerde, Bostancıbaşı, padişaha refâkat eder. Dümen tutar. Îdam edilen şahsın kellesini padişaha o getirir.)

Genç seyyah, İstanbul’un konaklarını, konak yavrularını ve evlerini dış mîmârîsi bakımından beğenmiyor:

(Bunlar büyüktürler fakat güzel değildirler; manastırlar gibi dışarıdan yüksek duvarlarla çevrilmişlerdir. Maksat, hükümdarın kıskançlığını uyandırmamak olacak.

İç tezyinâtında yaldız kullanılır. Yerlere güzel halılar serilir, duvarlar çini kaplıdır. Bütün salon ve odaların duvar diplerinde, bir ayak yüksekliğinde ‘’divan’’ denilen sedirler mevuttur. Türkler, yürümeyi sevmezler, günlerinin büyük bir kısmını bunların üstünde geçirirler. Binâlarda harem dâireleri vardır.

Sık sık yangınlar çıkıp ahşap mahalleleri yaktığından yenileri kısa zamanda derme çatma yapılmaktadır. Bu yangınlar çok defa tütün içmekten çıktığı için, şimdiki pâdişah Dördüncü Mehmed, taklit ettiği Dördüncü Murat gibi, tütün içmeye düşmandır.