Yusufçuk’dan

0
271

“…Seni görmemiş olsaydım, her güzelliğin bir çirkinliği, her tamamın bir eksiği, her iyiliğin bir fenâlığı, her doğruluğun bir iğriliği olduğunu bilmeyecektim.”

SÂMİHA AYVERDİ

Kenân Rifâi

Devletlim! Evvelâ karşıma şu kâinat kitabını açtın ve :

— Oku! dedin.

Ben, acemi fakat çalışkan bir talebe gibi, onu kelime kelime hecelemeye başladım. Dostlarım buna şâhittir. Bir kır çiçeğinde, bir çiğ tanesinde, bir incecik su şırıltısında, zevkte, tebessümde hep senin parmak izlerini görerek hızlı hızlı okuyor ve yanımdakilere söylüyordum.

Fakat bunlara, bu güzelliklere doymadan sahifeler karşımda dönüyor, bütün telâşıma rağmen, zahmette, meşakkatte, göz yaşında ıztırapta gene senin dehâna ve hünerine şahit oluyordum. İşte böylece de gece demiyor, gündüz demiyor, önüme ne gelirse okuyor, okuyordum.

Nihayet yorgunluğuma acımış mıydın, neydi? Karşıma gelip gene bana dedin ki:

— Kâinat kitabını okumak uzun sürer; kendi kitabını oku!.

Bu, o büyük kitabın hülâsası idi; onda da güzelliklerden çirkinliklerden, zevklerden ye acılardan izler, eserler, görünüşler vardı. Belki hakikaten bu, ötekinden küçüktü; ancak kâinat kitabına sığmayan büyüklükler buna sığmıştı.

Şaşırmıştım. Ben bunu, bu karmakarışık, sökülmez, ezberlenmez çetin kitabı nasıl okurum, diye düşünürken, gene karşıma geldin ve:

— Kendi kitabını okumak uzun sürer, beni oku! dedin.

— Seni mi, Devletlim? Acaba bu cihanda seni okumuş kim vardır ki ben bu bahtiyarların arasında sayılayım? Benden bir olmazı istemekle, beyhude didinip tebah olduğumu mu istiyorsun? diye haykırdım..

O zaman tekrar yanıma geldin. Hayır, hayır., yanıma gelmek de ne demek? Gözüm oldun, dilim oldun, tenimdeki canım oldun ve bunları, benim yerime kendin okudun.

Yusufcuk, Samiha Ayverdi