Dilenci

Önceki İçerik
Sonraki İçerik

Dilenci kılıklıydı ama, dilenciye benzemiyordu. Zengin tavırlıydı, fakat, zenginliği bilinmesin ister gibiydi. İşte bu, dilenmeyen dilencinin kulağına dedim ki:

“—Dostum! Hiç şüphe yok ki yarın, öbür dünyâda alnın açık, başın dik! Göğsünü gere gere dolaşacaksın, ne mutlu sana!”

Dâimâ ağlayacakmış gibi bulutlu gözlerini gözlerime dikti ve gülümseyerek şu karşılığı verdi:

“—Ben, ne şüpheden haberdârım, ne yarının hesâbında ve ne de öbür dünyânın derdindeyim. Alnım, sevdiğimin ateşiyle alev alev yanmada… Başım, ha var, ha yok; farkında değilim. Şu kılık, sırf şerha şerha yarılmış sînemi gizlemek içindir. Bu dünyâda, o dünyâda O’nsuz olacaksam; alnımdan, başımdan, göğsümden ve gezip tozmaktan bana ne?

Bana ne!”

- Advertisement -spot_img

1 Yorum

  1. Rabbim; biz daima hata ve isyan etmekteyiz, sen hep lütfetmekte ve af etmektesin. Mümkün mü ki mahluk Hâlik’i geçsin.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.