Hiç kimse, bir “insan güzeli” bulmadan, güzellikten ve yaşamaktan anladığını iddiâ etmesin. Çünkü, yalandır.

İnsan güzelinin, daha ziyâde “yaşayışı” konuşur. İnsan taklidi diyebileceğimiz berikilerin ise sâdece ağızdaki dilleri.

Bu yüzden, insan güzeli ile “insan sûreti”arasındaki fark, ölü ile diri arasındaki fark kadardır.

Baksana..birinin hayâtı canlı, birinin, dili!


Kanat

Aşk ve edebden bir çift kanat takınmadıkça insanoğlunun uçamıyacağını öğreten mektebin adına,”tasavvuf ” diyorlar. Yâhut da “irfan ocağı”!


Aşk Olsun!

Mâneviyatta, bütün yollar çoktan îmâr edilmiştir. Bu mâmur yollar dururken yeni yollar açmaya kalkmak, özel izne tâbîdir ve ancak “ehliyetli” kişilerin kârıdır. Bu özel izni alanların, ellerinde bir belge yâni “hüccet” olmadıkça; böylelerine sâdece sahtekâr denir. Ve bunlar, yetkili kimselerin eserlerini ve sözlerini kendilerine sermâye yapar; böyle geçinirler. Bu kabil bir iş, abesle iştigal demektir.

Mevcud mâmur yollarda, derinliğine ve genişliğine ilerlemeye çalışmak, insan olana, yeter. Yapabilene aşk olsun!