“Millî Şâirimiz” Mehmed Âkif ERSOY’u tanımayanların, yâhut Müslümanlığı “Arapseverlik zannedenlerin” mârifeti(!) olarak İstiklâl Marşımız’ı çocuklara Arapça(!) okutmak küstahlığını sergileyenlerle ilgili bizim değil, bizlerden çok önce bu haltı yiyenlere, yetkililerin(!) itirâzı, tepkisi ve yâhut Türk Milleti’nden hemen bir özür dilemesi gerekmez miydi?
Elbette gerekirdi, ama heyhât!
“Utanmak” veya “Hayâ” mefhumu, kelimesiyle birlikte Kaf Dağı’nın ardına gittiği için ne utanıyorlar ne de Merhum Âkif’in rûhunu muazzep etmekten korkup çekiniyorlar.
Âkif merhumu tanımayanlar için şunu gönül huzûru ile söyleyelim ve bilmek istemeyenler iyi bilsin ki; O’nun hem talebesi ve hem de en yakın arkadaşı olan meşhur Müfessirimiz Hasan Basri Çantay, “Âkifnâme” isimli eserinde:
(Evet, ona tam bir İslâm şâiri diyebiliriz. Kuvvetli, îmanlı, ateşli bir İslâm şâiri. Fakat Türk dâima başta kalmak şartıyla! Dört lisânı edebiyatıyla bilen Âkif, Türk olarak yazdı, Türk olarak düşündü, Türk olarak yaşadı ve nihâyet Türk olarak öldü.)
Diyor.
İyi biliyoruz ki; Mehmed Âkif Ersoy isimli “âbide şahsiyet”, Müslümanlığı Türklük’le berâber bütün olarak kabûl eden gerçek bir kafaya ve gönüle sâhipti.
Gençapdal’ın dediği gibi: “İçi kâfir dışı müslüman…” değildi. Rahmetle, minnetle, hasretle yâd ediyoruz.
13.03.2026
















