Eski Türkler-3

0
17

Türkler’in Müsâmahakârlığı

Sakız Adası küçük olmakla berâber nüfusu fazladır. Ahâlisinin çoğu Rumlarla Lâtinlerdir. Her iki cemaatin de birer piskoposluğu ve sayısız kiliseleri vardır. Rum kiliseleri, Lâtinlerinkinden daha çoktur.

Zîra Rum papazları bir günde ancak bir kilisede âyin yapmayı kabul ettikleri için, her papazın bir kilisesi vardır. Ayrıca birçok manastırları mevcuttur. Bu manastırlar, bizimkiler gibi sıkı bir disiplin ve taassup içinde değillerdir.

Nitekim ziyâret ettiğim bir manastırda Türklerle Hıristiyanların yan yana bulunduğunu müşâhade ettim. Odasına girdiğim bir rahibeden edindiğim intibâ da bunların şefkat ve merhamette Hıristiyanlık hudutlarını çok aşmış bulunduklarıdır.

Râhibeler manastıra girerken, kalacakları odayı satın alırlar. Canları istediği zaman dışarı çıkar, hattâ manastırı tamamen terk edebilirler. Râhibeler altın, gümüş ve ipek işlemeler yaparlar. Bilhassa Rum kadınları mendil, kese v.s. üzerinde işledikleri çiçekli yıldızlarda pek başarılı olmaktadırlar.

Lâtinlerin şehirde 5 kiliseleri vardır. Birincisi Piskoposluk kilisesidir. Büyük ve güzel bir kilisedir; çok eski değildir, Türklerin Sakız’ı fethetmeleriden sonra inşâ edilmiştir. Zîra Tükler, kale içinde bulunan piskoposluk binasıyla kilisesini câmi yapmışlar, buna karşılık şehirde aynı büyüklükte başka bir kilise ve binâ inşâ dilmesine müsaade etmişlerdir.

Cizvitlerin de bir kilise ve kolejleri vardır. Cizvitlerin hepsi Sakızlıdır. Başlıca üç rûhânî meclisleri vardır. Bundan başka Jakobinler’le Cordalierler’in de mükemmel kiliseleri vardır. Ayrıca şehir dışında Roma Katoliklerine âit çok sayıda kilis vardır. Rumların da  şehir dışında pek çok kilisesi mevcuttur.

O kadar ki bütün adada 30 Lâtin kilisesi ve 500’den fazla Rum kilisesi vardır. Kiliselerin hepsi çok iyi bakımlı olup, dinî ibâdet ve hizmetler Hıristiyan memleketlerindeki kadar mükemmel ve bütün îcapları ile yapılabilmektedir.

Türklerden gelebilecek herhangi bir tecâvüz korkusu olmadan yaşarlar

Zîra Türkler, herkesin kendi dinini icrasına karşı en küçük bir engel yaratmamaktadırlar. Öyle ki, alenî/açıkça âyinler bile yapılabilmekte, Yortu günlerinde (Saint Sacrement) Türklerden gelebilecek herhangi bir tecâvüz korkusu olmadan sokaklarda şaraplı ekmek dolaştırılabilmektedir.

Şehir, bütün ada gibi, Türklerin hâkimiyeti altında olmakla berâber, Hıristiyanlar tarafından idâre edilmektedir. Türkler, ikinci derecedeki bütün işlerde Hıristiyanları tamamen serbest bırakmaktadırlar.

Her türlü umuru tedvire memur olmak üzere seçilen konsüllerin yarısı Rum, yarısı Lâtindir. Türk veya Hıristiyanlardan biri öldürülürse, kaatili aranır; bulunmadığı takdirde kan bedeli bütün şehre ödetilir. Bedel 12.000 akçe yahut 150 kuruştur.

Konsüller, her eve isâbet eden payı tâyin ederler. Ancak bu, ev başına 15-16 akçeyi geçemez. Eğer katil ele geçirilirse, cinâyeti kendi kanıyla öder ve artık kimseden bir şey alınmaz.

Sakız Şehri küçüktür ama 8 kapısı vardır. Fazla tahkim edilmiş değildir, ama şehri müdâfaa edebilecek kadar sağlam bir kale vardır. Kalede yalnız Türkler bulunur ve sayıları normal olarak 800 kişi civarındadır.

Kalede hiçbir Hıristiyan’ın ikametine müsaade edilmez. Ancak her yıl belli bir para ödemek şartıyla Yahudilerin ikametine izin verilir. Zîra Yahudiler, kendilerine zaman zaman çok kötü muâmele etmekte olan Hıristiyanlar arasında huzur ve emniyet içinde yaşayamamaktadırlar.