Şeyhülislâm Yahya Efendi üç pâdişah zamânını yaşamış biriydi.

Birinci Ahmed zamânında, pâdişahın hocası Mustafa Efendi vefat etmiş, ilmiye mesleğinde fakat câhil olan Mesut ve Ali ismindeki iki oğlu kalmıştı. Mustafa Hoca’nın gerek saray içinde ve gerekse saray dışında pek çok dostu vardı. Bunlar, hocanın oğullarına birer mevki vermesi için şeyhülislâma ricaya gelirlerdi. Yahya Efendi bunlara:

“Çalışsalar, eşek olmasalardı mansıp vermek kolay olurdu. Câhilleri bir mevkî’e getirmekle, ehil kimselere karşı câhilleri korumuş oluruz,” diyerek başından savardı.

Fakat tavsiye ve ricâların arkası kesilmediğinden nihâyet Mesut Efendiye bir kadılık verdi. Ertesi gün Şeyhülislâmın makâmına bir kadın gelip:

-“Efendim, câriyeniz, Mesut Efendi’nin kardeşi Ali Efendinin zevcesiyim. Eşim iki gündür şeyhülislâm ya bana da bir mansıp verir, ya da ben Mesut’u öldürürüm, diyor. Ne olur efendim bizi bu dertten kurtarsaz. Ömrü âfiyetinize duâ ederiz”, dedi.

Yahya Efendi kadına:

“—A hâtun! Nasıl öldürür? Öldürürse onu da öldürürler. Onlar ölünce sen de ölürsün. Fakat felek sizi hep yok edip de beni bu dertten kurtaracak kadar lütufkâr değil ki…”

Cevâbını verdi.