Ey dostlarım, ey yâran!

“Rüyâları hayra yorun, niyetleri temiz tutun” diyor Hakk’ın Habîbi…

Hayra yorun gördüklerinizi, niyetler tertemiz kalsın; lekelenmesin. Çünkü O temizdir ve temiz yerlere îtibâr eder; amelleri tartarken emellere bakacaktır. Kirletmeyin niyetleri!

Sizi bilmem ama, ben henüz uykudayım… rüyâlarımı n’olur hayırlara yorunuz. Sayıklamalarımın dışındaki kabuk her ne ise; siz, n’olur niyetleri doğru tutun; karartmayın amelleri!

“İnsanlar uykudadır, ölünce uyanırlar” buyurmuyor mu? Ya bu dünyâdayken varlığından; irâdenle ölüp ebedîyen yaşayacaksın, ya da Ölüm Meleği yakana yapışınca uyanacaksın.

Ben, daha ölmüş değilim ki uyanayım!

O hâlde aldırmayın rüyâlarıma; aldırmayın hezeyanlarıma… Siz sâdece Peygamber buyruğuna uyup,”rüyâları hayra yorunuz” ve “niyetlerinizi doğru ve temiz tutunuz” dostlarım!

Haydi, her rüyâyı kötüye yorduk… diyelim ki “bilmiyorduk”; Ama muhabbet ve sevgiden şerha şerha olmuş gözlerin gördüğü rüyâları nasıl hayra yormayız? Bilmiyorsak, “bir bilene” neden sormayız?

Ellerden bir şey gelmez dostlarım… devâ, dilde değil, gönüllerdedir. Duâdan gayrı elimden ne gelir? Ben, daha ölmedim ve hangi rüyâyı görüp hangisini görmeyeceğim elimde değil! En büyük yanlışım, her rüyâyı herkese anlatmaktan geliyor. Ama siz, onları anlatmasam da anlıyor, seziyor, biliyorsunuz. Hâlbuki sizler de etten, kemikten ve deridensiniz.

Ben, sizin rüyâlarınızı merâk etmiyor, anlamıyor ve gizli niyetlerinizi bilmiyorum; bana kızsanız, gülseniz de sizleri seviyorum. Hepiniz bana dostsunuz, birer bensiniz… bana yâransınız.

Yoksa, ben diri olarak hep uykuda ve sizler hayatta gözüken ölüler misiniz? Demek ki siz, bu dünyâdayken ölmüş ve uyanmışlardansınız.

Başkası olamaz!

İnsan, niyetleriyle insansa ve ben, siz insanları görmüyor; niyetlerinizi bilmiyorken siz beni rahatlıkla görüyor, bütün niyetlerimi biliyorsanız; hep uykuda olan ben… hep uyanık kalan da sizlersiniz demektir. Ve hattâ çoğu rüyâmı hayra yormuyor gibi olmanız aslında hayır demektir. Sizlere minnettârım dostlarım… Yârânım benim!

Bazen sizlerle aynı rüyânın içinde görürüm kendimi… ama bakarım; hiç de benim tâbirime uymaz sizinki… Tevekkeli, ben hep sizi dâhil tutarım da rüyâlarıma, sizler apayrı rüyâ görürmüşsünüz.

Dostlarım benim! Can dostlarım!

Hangi hezeyan ciddîye alınmış, hangi sayıklama fetvâ yerine geçmiştir? Siz, bana aldırmayın! Sizlerle meğer “uyandıktan” sonra konuşmalıymış; affedin, bilemedim. Bağışlayın ne olur?

Fakat yalvarırım; “şu neden şöyle oldu, bu neden böyleymiş”,yâhut: “bu, buna yakışmamış” demeyin… rüyâları hayra yorun, niyetleri Allah aşkına temiz tutun dostlarım! Çünkü ben, bütün bunlardan da O’na sığınmışım. Rüyâlardan, rüyâların sâhibine sığınmışım.

Haberiniz olsun istedim.