On yedinci Yüzyılda Osmanlı Sarayı’ndaki Kızlar Ağaları pek mühim roller oynamaya, bilir bilmez her işe karışmaya ve pâdişahlara akıl hocalığı etmeye başlamışlardı. Bunlar arasında, Sultan İkinci Osman devrinde Kızlar Ağası olan Süleyman Ağa da vardır.

Lehistan seferi sırasında bir gün Süleyman Ağa, devrin tanınmış vezirlerinden Debbağzâde Mehmed Paşa ile konuşurken sormuştu:

–“Leh Kralı, padişaha karşı koymaya gelir mi ve gelmeye gücü var mıdır?”

Mehmed Paşa:

–” Biz, gelir diyerek tedârik görelim, gelirse tedbirde kusurumuz bulunmaz. Gelmez ise devlet pâdişâhındır.”

 Diye karşılık verince, Kızlar Ağası öfkelenmiş ve:

–“Biz seni serhadde düşmandan haberdar; işin uzmanı bilirdik. Meğer sen dünyadan bîhaber imişsin. Leh Kralı ne köpektir ki Âl-i Osman Pâdişâhına karşı koya!”

Demişti.

Mehmed Paşa her ne kadar bu câhil Kızlar Ağasına:

–” Düşmanı hor görmek olmaz. Cümle küffar tek millet hükmündedir. Kimi asker kimi mal ile yardım eder ve aralarında din birliği gözetirler.”

Demişse de Süleyman Ağa’ya dinletememiş, aşağılanmıştı.

Bu Süleyman Ağa, sonraları pâdişahlar üzerinde bile tesirli olmaya başlamıştır.