Nasıl Şükredeyim

0
63

“Bir gün, Mûsâ (A.S.):

Yârabbi, benim için sana şükretmek, verdiğin nîmetlere teşekkür borcunu ödemek mümkün olur mu? Senin, vücûdumda bulunan her kılda iki lûtfun vardır, dedi.

Şöyle cevap aldı. “Yâ Mûsâ, nimetlerime şükretmeye karşı aczini anladınsa yeter, bu şükür sayılır.”

Allah-u Teâlâ Hazretleri, Dâvud’a (A.S): “Nimetlerime şükret” deyince, Dâvut da: İlâhî, nîmete şükredebilmek en büyük nîmettir. Tam mânâsıyla şükretmek benim için nasıl mümkün olur?Dedi.

Bunun üzerine şöyle vahy olundu: “Bunu anladınsa, kulların en çok şükredeni oldun!”


YAKINLIK

“Bir gün, Sırrî Sakatî’nin yanına biri geldi, şöyle sordu:

-Kulu, Allah’a en çok ne yakın eder?

Sırrî, ağlamaya başladı.

-Bu suali sormak, sana mı kaldı? Dedi. Ve devâm etti:

-Allah, kalbine baktığı zaman, yalnız kendini görmeli! Böyle olunca ancak yakınlık olur!”


BULANLAR-DÖNENLER

“Birgün, Mûsâ(A.S.) münâcaatında şöyle diyordu:

-Yârabbi! Seni bulduktan sonra, seni bırakan ve senden geri dönüp başkasını arayana şaşıyorum.

Şöyle cevap aldı:

-“Yâ Mûsâ, beni bulan dönemez! Dönenler, ancak yoldan dönenler!”


İSM-İ ÂZAM DUÂSI

“Birgün, Ebû Yezîd-i Bestâmî’ye biri geldi ve:

-Senin bildiğin ism-i Âzam duâsı varmış, onu bize de öğret! Dedi.

Ebû Yezîd, bunu karşıladı ve şöyle söyledi:

-“Allah’ın isimleri hep büyüktür, lâkin asıl mes’ele; kalbi, O’nun varlığında eritebilmektir ve O’ndan başka ne ki biliyorsan onlara iltifat etmemektir. Bunu yapabilirsen hangi ismi söylersen, o ism-i Âzam-büyük isim-olur. Söyle… Şarkı, Garbı, denizi, deryâyı dolaş!”

Ahmed Rifâî Hz.