Kaygusuz Abdal

0
584

KAYGUSUZ ABDAL [ v. 1444 ]

Asıl adı Alaeddin Gaybi olan Kaygusuz Abdal 14. yüzyılın ortalarında Alanya’da doğmuştur. O devirde Alanya önemli bir liman ve ticaret merkezi, Alaiye beyliği de hatırı sayılır bir beyliktir. Alaeddin de Alaiye sancağı beyinin oğludur. Devrinin ilimlerini, muhitindeki hocalardan öğrenmiştir. Ayrıca avcılık, okçuluk gibi hünerleri de vardır. Bir bey oğlu olarak hareketli bir hayata sahiptir. Onu daha çok esprili şiirleri ile hatırlarız:

“Ergene’nin köprüsü susuzluktan, bunalmış Edirne minaresi eğilmiş su içmeğe'” derken kimbilir ne demek istemiştir?

Hak dostlarından bazıları naz makamından söyler, Hak Teala ile senli benli konuşurlar. Kaygusuz da onlardan biridir:

Bakkal mısın teraziyi neylersin
İşin gücün yoktur gönül eğlersin,
Kulun günahını tartıp neylersin
Geçiver suçundan bundan sana ne!” der.

Burada hem biraz cür’ et, hem de af dileyış” yalvarıp yakarış vardır. ‘

Bu arada tasavvufî gerçeği tam yerınde ifade etmekten de geri kalmaz:

”Aşıklar can içinde
Aşikar gördü Hakk’ı
İşitmenin manası
Olmaya görmek gibi.”

Bütün benzerlerinde olduğu gibi, halka mal olmuş bu tür gönül adamlarının menkıbevi hayatları daha süslü ve daha ilgi çekicidir. Buna göre Alaeddin Gaybi, bir gün avlanmaya çıkar, bir geyiğe rastlar ve ona bir ok fırlatır. Ok, geyiğin koltuğuna saplanır; geyik kaçar, Gaybı peşinden kovalar. Kaçan hayvan Elmalı’daki Abdal Musa Dergahı’na girince, Alaeddin de peşinden içeri dalar. Dergahta şeyh Abdal Musa, koltuğunun altından bir ok çıkarıp; “Bu senin midir?” der. Alaeddin kendi okunu tanır ve anlar ki, şeyh geyik şekline girmiştir ve amacı, avcıyı avlamaktır.

Sonunda beyliği, şanı şöhreti terk edip Abdal Musa’ya mürid olur. Babası onu tekrar geri getirmek isterse de başaramaz. Nihayet durumu kabullenir. Abdal Musa, Orhan Gazi zamanında gazalara iştirak eden bir gazi, derviştir. Bursa’nın fethinde de bulunmuştur.

Bu kişilerin lakapları arasında yer alan “abdal” kelimesi, o devirlerde olumlu bir anlam taşımakta olup; tasavvufta bir topluluğun adı olarak kullanılırdı. Kötü huylarını iyiye, geçici varlıklarını gerçek varlığa tebdil edenler demekti. Anadolu’nun fethinde görev alan müslüman Türk derviş gruplarından biri de “Abdalanı Rum” yani “Anadolu abdalları” diye anılır.

Alaeddin Gaybı, “Kaygusuz” lakabını bu tarihten sonra ve şeyhinin isteği ile alır. Abdal Musa Dergahı’nda kırk yıl hizmette bulunur, şeyhinin arzusuyla bir grup arkadaşıyla birlikte Mısır’a gider. Orada Nil nehri kıyısında dergahını kurar, bir süre irşadla meşgul olur. Daha sonra hac yolculuğuna çıkar; Mekke ve Medine’ de kalır, Suriye ve Irak’ı dolaşır. Tekrar Anadolu’ya gelir. Şiirlerinde bulunan bazı yer adlarına bakılırsa 1424-1430 tarihleri arasında Rumeli bölgesinde dolaştığı söylenebilir. Ölüm tarihi tahmını olarak 1444’tür.

Şathiye türü şiirlerinde Allah ile samimı bir eda ile konuşur gibidir. Dünyanın fani zevklerine kapılan insanları alaylı bir dille yerer. Eserlerinin bütününe bakıldığında, asıl ilham kaynağının Kur’ an ve Hz. Peygamber’in hadisleri olduğu görülü.

Oıgunlaşma yolunun ve tasavvuf ahlakının amacı ‘‘edep”li olabilmektir. Eskiler şöyle der:

”Eh/l-i diller arasında”aradım kıldım talep
Her hüner makbul imiş; illa edep, illa edep.”

Kaygusuz’un bu konudaki mısraları ne kadar sade ve içtendir:

Gel Hakk’a olma asi
Ta gide gönlün pası
Dört kitabın manası
Var edep öğren edep.

Gaflet içinden uyan
Edepsiz olma ey can
Edeptir asl-ı iman
Var edep öğren edep.

Edep gerektir ere
Ta yolu doğru bula
Edepsiz olma yere
Var edep öğren edep.

Kaygusuz Abdal uyan
Aşkı bil aşka dayan
Şöyle demiştir diyen
Var edep öğren edep.

Tasavvuf düşüncesinde insana çok değer verilir. İnsan, yaradılışın son amacıdır.. O en güzel biçimde yaratılmıştır ve yer yüzunde Allah’ı temsil eder, yani halifetullahtır. Kaygusuz Abdal’da insan tasviri ve övgüsü şöyle ifade bulmuştur:

Bu adem dedikleri
El ayakla baş değil
Adem manaya derler
Suret ile kaş değil.

Gerçi et ve deridir
Cümlenin serveridir
Hakk’ın kudret sırrıdır
Gayra bakmak hoş değil.

Adem mana-yı mutlak
Ademdedir nutk~ı Hak
Ademden gafil olma
O hayal ya düş değil.

Adem gerek su gibi
An olsa arınsa
Adem oldur ey hoca
Nefsi de serkeş değil.

Ademdedir küllli hal
İlm ü hikmet güft ü kal
Adem katinda alem
Dane-i haşhaş değil.

Adem oldur ey hoca
Gıdası mana ola
Maksud ademden dahi
Çöp veya tutmaş değil.

Kendi özünü bilen
Maksudun bulan kişi
Hakk’ı” bilen doğrudur
Yalancı kalleş değil.

Bu Kaygusuz Abdal’!a
Aşık demen dünyada
Nakş u suret gözedir
Maksudu nakkaş değil.

(*)Prof.Dr.Mehmet DEMİRCİ,Gönül Dünyâmızı Aydınlatanlar,Mavi Yayıncılık,İst.2005

CEVAP VER

Yorumunuzu girin
Lütfen isminizi girin