Osmanlı Saray Hazînesi-3

0
6

İç Hazîne, pâdişahların şahsî gelirleriyle dolardı. Pâdişahların, biri dâimî öbürü zuhurata/gelişmelere bağlı olarak iki çeşit gelirleri vardı.

Dâimî gelirleri hâslardan/Osmanlı sarayında devlete veya pâdişahlara âit olan varlıklardan, mukâtaa ve malikânelerden/devlete âit olup da geçici bir süre için şahıslara kiraya verilmiş arâzilerden ve mülklerden gelen vâridattı/gelirlerdi.

Öbürü ise saraya âit bostan ve bahçelerden, koru ve baltalıklardan/odun ihtiyacını karşılamak için ayrılan orman veya korulardan, saray çayırlarından hâsıl olan gelirdi. Bundan maâda/başka hükümdarlara her sene cep harçlığı olarak Mısır eyâletinden On altıncı Yüzyıl sonlarına kadar beş yüz bin, On yedinci yüzyılda altı yüz bin altın gelirdi.

Devlete vergi veren Erdel, Eflâk, Buğdan, Ragüza gibi beyliklerden, yeni beyler tâyin olundukça alınan para ile, On altıncı yüzyıl sonlarından îtibâren, kendilerine yüksek memuriyetler tevcih olunanlarla/verilenlerle, muhtelif devlet ricâlinin bayram ve sâir

münâsebetlerle ve yabancı devlet reislerinin elçi gönderdikçe takdim ettikleri hediyeler, bâzı mâden vâridatından/gelirlerinden hükümdarlara ayrılan kısım, harp ganîmetlerinden gelen hisseler, müsâderelerden/devletin kanunsuzluk sebebiyle el koyduğu yerlerden hâsıl olan paralardan ibâretti.

Sarayda bunlardan maada/başka hazîne diye anılan iki yer daha vardı:              

Has Oda Hazînesi:

Enderun koğuşlarının birincisi ve en mûteberi/îtibarlı-saygın olan Has Oda, pâdişahların şahsına mahsus paradan ve bâzı evâniden/kıymetli kap kacaktan ibâret bir hazîne bulunurdu.

Raht-ı Hümâyun Hazînesi:

Has Ahır’ın en kıymetli, süslü, mücevherli ve murassâ/inci, elmas, yâkut gibi taşlarla süslenip mücevherle bezenmiş rahtları yâni eyer takımlarını hâvî olup, buna “Has Ahır Murasaat Hazînesi” de denirdi.

Buraya “Raht Hazînedarı” denilen kimse nezâret ederdi. Vâlide Sultan, sadrâzam, yeniçeri ağası, Kızlar Ağası, Defterdar ve sâir devlet erkânı tarafından her sene hükümdara takdim olunan fevkalâde kıymetli eyer takımları da bu hazînede saklanırdı. Bunlar hazîneye teslim edilirken, evsâfını/özelliklerini gösterir defterler de tanzîm olunurdu.

Hazîne koğuşu efrâdı/personeli, eskiz-on akçe yevmiye alırlardı. Tabiî eskilerinin ve âmirlerinin ulûfesi /üç ayda bir verilen maaş derece derece daha yüksekti.

Yukarıda adı geçen Kürkçübaşı’dan sonra gelen âmirleri “Hazîne Başkarakullukçusu” idi.

Bundan sonra ise, İnzibat/düzeni sağlamak işlerinin umûmî âmir ve mes’ûlü olan “Anahtar Ağası” gelirdi. Hazîne Koğuşu efrâdına/personeline ve bunların vazifelerine dâir olan defterleri “Hazîne Başyazıcısı” tutar, pâdişahı tâkîp ederken altın ve gümüş dolu çantaları “Çantacı” taşırdı.

Pâdişahın kıymetli sorgucunu/Daha çok hükümdar, vezir ve benzeri kimselerin kavuk ve başlıklarının ön tarafına takılan, tüyden ve kıymetli mâdenlerden yapılmış; mücevherlerle bezenmiş süsü muhâfaza edene “Sorguçcu”, kıymetli porselen tabakları gözetene “Tabakçı”, avlarda ve gezintilerde murassâ tüfeğini taşıyana “Tüfekçi” denirdi.

(*)Talât HASIRCIOĞU, Resimli Tarih Mecmuası, Kasım 1955, Sayı 71, Cilt 6.