(“Aşk gelicek bütün noksanlar tam olur!” feyvâsınca/gereğince/ , insan oğlunun Hakk’a bir niyâzı olacaksa, o da: “Yâ Rabbî, aşkımı ziyâde et! Beni, senden gayrıyı görmeyecek, her yerde ve her şeyde seninle muâmele ettiğimi bildirecek, o şiddet-i muhabbeti ver!” diye yalvarmaktır.
Kar ve buz, güneşin karşısında nasıl eriyip su kesilirse muhabbetin şiddeti de, ne kadar nefsânî sıfat varsa, cümlesinin katılık ve sertliklerini bu ârızî/gelip geçici/ hallerinden, aslî/Bir şeyin ana unsurunu teşkil eden/yumuşaklığına döndürür.
Hz.Rifâî’nin, evlâtlarını iki yol ağzına getirip, seçecekleri istikameti kendilerine bıraktığı bir mübârek kelâmında:”İnsanları terbiyede iki vâsıta vardır; şevk-i muhkem/sağlam,kuvvetli bir sevgi/ veya sille-i Hüdâ/ İlâhî tokat“ buyurur.)
-Sâmiha AYVERDİ-
…………………………………………………………………………..




















