Kısa Kısa

0
53

“Bir millet uyanmak ve varlığını temin etmek isterse geceli gündüzlü târih okumalıdır. Biz şimdiye kadar târihe dâir bilgisizlikle yaşadık.

Yükselişimizin de çöküşümüzün de sebeplerini araştırmadığımız gibi başka milletlerin de hayatlarına önem vermedik. Bu yüzden millî iftiharlarımızı unuttuk ve hayâtımız gevşedi.”

Târihçi Ahmed Refik Beğ


Üçüncü Sultan Selim devrinin en meşhur Kaptan Paşalarından Cezâyirli Hasan Paşa, her zaman, yanında insana alıştırılmış ehlî bir arslanla dolaşırdı.


Yavuz Sultan Selim, süse ve ziynete pek kıymet vermez, sâde giyinirdi. Oğlu Sultan Süleyman da onun tersine süslü gezmeyi severdi. Bir gün, oğlunu alışılmışın dışında fazla süslenmiş görünce dayanamayıp:

“-Oğlum, o kadar çok süslenmişsin ki anana bir şey bırakmamışsın” diye ihtar etmişti.


“TÂRİH BİLMEYEN İNSAN, KENDİSİNİN DE KİM OLDUĞUNU BİLMEYEN İNSANDIR”


Eskiden, cellâtlar herkesin defnedildiği kabristana gömülmezlerdi. Eyüp’te Gümüşsuyunun arkasındaki özel Cellât Mezarlığı’na defnedilirler ve başlarına da mezartaşı dikilmezdı.