31 ARALIK
2026 YILINDA TÜRK MİLLETİ’NİN ŞU MÜBÂREK MÜNÂCATA LÂYIK OLMASINI DİLİYORUZ. TEBRİKLERİMİZLE…
(Ey bana akıl ve idrâk ihsân eyleyen Allâh’ım! Ve bir yağ parçasından olan iki gözüme, göklere kadar yükselen nur dalgaları veren, dil denilen bu et parçasından hikmet nehirlerini sel gibi akıttıran ve bu nehri kulak denilen delikleri vâsıtasıyla, meyvesi akıl ve idrakten ibâret olan can bağına ulaştıran Allâh’ım! Sen ağyârı yâr eden ve dikenlere türlü türlü, rengârenk güllerden hil’at giydiren ve benim nâm ü nişânım ve ad ü şânım yok iken onu bu âlem-i şuhûda getiren Allah’ım! Lûtfundan ne eksilir ki, bu toprak vücûdumu yine aşk ve rahmet çiçekleriyle ve cemâlin tecelliyâtı meyveleriyle bezeyip, süsleyin senin cevlângâhına lâyık bir nur bahçesi hâline koysan…lûtfundan, kereminden ne eksilir? Bu duâyı etmeyi bana sen öğrettin, duâ et, kabûl edeyim, dedin. Onun için bu duâ sendendir ve senindir, kabûlü de yine sana âittir.
Biz ne isteriz de sen vermezsin?.. Senin için güçlük yok, nur ve zulmet, akşam ve sabah da yok… Yâ Rabbî bizden murâdın ne ise bize onu müyesser eyle…o murâdın ki kullarında ihlâs ve safâ ve ahidlerinde sıdk ve vefâdır, ondan ayırma!
Bizi senin benliğine benliksiz eriştir ki sıfatınla sıfatlanalım. Bizi bizsiz senden sana ulaştır ve şükrün yolunu bize müyesser et ki tâat ve hizmette seninle olalım.
İlâhî, yüzümüzü îman ve İslâm kıblesinden, ayağımızı tevhîd ve îkan yolundan ayırma.
Yâ Rabbî, bizi senin murâd ettiğin doğru yolda eyle. İlâhî, hıfzınla iffet, aşkınla gınâ ve devlet ihsân et ve hidâyete erdirdikten sonra dâllîn ve mağdûbînden eyleme…)
–Hz.Ken’an Rifâî–
……………………………………..
29 ARALIK
(İnsanların mâruz kaldığı her hal, iyi veya kötü âmâlinin/ amellerinin/ neticesi olarak verilmiş hükümlerin îcâbıdır. Din kitaplarında “Kirâmen kâtibin” yaptığımız her bir hareketi yazar denmektedir. Aslında o Kirâmen kâtibin de sende, yazan da sensin. Bil ki hiçbir şey kaybolmaz, hiçbir şey unutulmaz. Çünkü sen kendi amellerini kendi elinle yazıyorsun, nasıl kaybolur? Kur’ân-ı Kerîm’de Cenâb-ı Hak “Kendi kitabını oku” ve Kim ki sâlih amel işlerse kendi nefsinedir, kötü amel işlerse gene kendi nefsinedir” diyor.
Görülüyor ki vukuat-ı âlem bir siyâsetgâhtır ve burada herkes kendi ameline göre cevaplandırılır.)
–Hz. Ken’an Rifâî–
(Yir.Asrın I.Müs. S.428)
………………………….
26 ARALIK
(… sırasında sabır da makbuldür, mücâdele de… Bunu tâyin etmek de akl-ı selîmin ve mânevî basîretin/kalp gözünün/ kârıdır. Hele kuru ve yavan bir kahramanlık bahâsına ‘son santimine kadar’ mücâdele ne abestir. Mâhir bir kumandan, askerini son nefesine kadar harcamadan kendisine teslim edilen ordu ile savaş çâreleri arar. Bir fert de kendi hisleri, idrâki ve baştan aşağı varlığı ordusunun emîridir. Binâenalyh onları gelişigüzel bir mâcerâya fedâ etmek değil, en verimli ve cemiyete en faydalı ölçüde kullanmak gerektir.)
–Sâmiha AYVERDİ–
………………………………….
17 ARALIK
Hazret-i Mevlâna’yı, Şeb-i Arus’un 752’nci yılında minnet şükran ve himmet niyazıyla yâd ediyoruz.
Tâ der-taleb-i gevher-i kânî, kânî
Tâ der-heves-i lokma-yi nânî, nânî
În nukte-yi remz eger bedânî, dânî
Her çîz ki dercosten-i ânî, ânî
(Mâdendeki inciyi aradıkça, mâdensin sen
Ekmek lokmasının derdine düştükçe, ekmeksin sen
Bu gizli mânâyı bilirsen, âlimsin sen
Neyi arıyor, neyin peşinden gidiyorsan, osun sen)
–Hazret-i Mevlâna–
………………………………………
15 ARALIK
(Hazret-i Mevlâna’nın, Konya’ya yerleşmeleriyle ilgili yorumu:
“Hak Teâlâ’nın Anadolu hakkında büyük inâyeti /ihsânı lütfu/ vardır ve Sıddîk-ı Ekber Hazretleri’nin duâsıyla da bu halk bütün ümmetin en merhamete lâyık olanıdır. En iyi ülke Anadolu ülkesidir; fakat bu ülkenin insanları, mülk sâhibi Allah’ın aşk âleminden ve derûnî zevkten habersizdirler. Sebeplerin hakîki yaratıcısı Allah, hoş bir lûtufta bulundu, sebepsizlik âleminden bir sebep yaratarak, bizi Horasan ülkesinden Anadolu vilâyetine çekip getirdi.Haleflerimize de/ bizden sonra gelenlere de/ bu temiz toprakta konacak yer verdi ki, ledünnî /Allah bilgisine ve sırlarına âit/ iksirimizden /altın yapma hassamızdan/ onların bakır gibi vücutlarına saçalım da onlar da tamâmiyle kimya/ bakışıyla, baktığı kimseyi mânen yücelten, olgun insan/; irfan âleminin mahremi ve dünyâ âriflerinin hemdemi/ canciğer arkadaşı/ olsunlar.)
–Hz. Mevlâna-
-(Yrd. Doç. Dr. Selâhadddin HİDÂYETOĞLU, Hz.Mevlâna, Hayâtı ve Şahsiyeti, S.19)
………………………………
12 ARALIK
(Bizim Rabbimiz: “Secde edin ki, Allah’ın yakınlarından olasınız”buyurmuştur. Bizim bedenlerimizin secdesi ruhlarımızın Allah’a yaklaşmasına sebeptir.” Diyen Mevlâna, Allah sevgisini yalnız fikir ve mânâ olarak kabullenmez; üzerine farz olan ibâdetleri aşkla îfâ ederdi.
Eflâkî, şöyle naklediyor:
“Mevlâna, Ezân-ı Muhammedî’yi işitince, elleriyle dizlerinin üzerine basıp, olanca heybetiyle ayağa kalkar:
“Ey kendisiyle rûşen olan canımız! Adın ebediyete kadar kalsın”, der; bunu üç defa tekrarlar, sonra:
“Bu namaz, oruç, Hac ve cihad, îtikadın şâhididir.
Hediyeler, armağanlar ve sunulan şeyler, benim seninle hoş olduğumun, seni sevdiğimin şâhididir.”“Eğer Allah sevgisi, yalnız fikir ve mânâ olsaydı; senin oruç ve namazının zâhirî suretleri de kalmazdı, yok olurdu”, diyerek tam bir tevâzû ve niyazla namaza dalardı.)
–Hazret-i Mevlâna–
……………………………..
9 ARALIK
(Dilberler/ gönlü alıp götürenler, mânevî güzeller/ âşıkları canla başla ararlar. Bütün mâşuklar, âşıklara avlanmışlardır.
Kimi âşık görürsen bil ki maşuktur. Çünkü o, âşık olmakla berâber mâşuk tarafından sevildiği cihetle maşuktur da.
Susuzlar âlemde su ararlar, fakat su da cihanda susuzları arar.)
– Hz. MEVLÂNA-
……………………………….
5 ARALIK
(Bir memleket için, en büyük tehlikenin kutuplara bölünmek olduğu nasıl inkâr edilebilir?
Gereken yekpâreliği ise ancak müşterek mânevî değerler kurar ki, bu köprü olmadıkça, ne fertten ferde ne de kütlelerden kütlelere birlik, berâberlik ve âsâyiş meydana gelebilir…)
– Sâmiha AYVERDİ–
…………………………………….
1 ARALIK
(… bir oturmuş nizam, bir mânevî üslûb, bir millî ve ahlâk sistemi, gerek kitâbî gerek şifâhî yollardan, gelecek nesillere intikal ettirilmeyecek olursa, vârisi bulunmayan bir mal gibi, târih hazînesine devrolup elden çıkar. Faraza filân asrın makbul vasıfları olan fazîlet, celâdet, adâlet, insaf, irfan, hikmet ve îman, geçer akçe gibi bol sürülen ve revaçta olan hedefler iken, aynı etik kıymetler, gelecek zamanlara aktarılmadığı takdirde, bu değerleri taşıyan ve yaşatan kimselerle berâber yok olup gitmeye mahkûmdur…)
–Sâmiha AYVERDİ–
…………………………..
















