Ana Sayfa Rıza Tekin UĞUREL Makaleler 7 Temmuz Düşünceleri

7 Temmuz Düşünceleri

627
AGAH H

(…Çok defa eşi dostu görmek üzere İstanbul’a geldiğiniz mâlûm. Ama bu seferki hiç de öyle değil. Gene kardeşlerinizi görüp hâlleşmiş olacaksınız. Fakat asıl maksat, o mübârek günde bir araya gelerek ihyâ-yı hâl etmeniz/hâlinizi canlandırmanız, hayâtiyet kazandırmanız/dir.

O Sultânım, bu dünyaya neler vermiş ve ahlâk-ı Muhammedî’den ne tükenmez hazîneler ihsan etmiş ve bu arada da, içimizde birikmiş kirleri, pasları temizlemek yolu ile bizi gerçek ile yüz yüze getirmenin yolunu göstermiş bulunmaktadır.

İşte…….İstanbul arasında, işlerinizi güçlerinizi ayarlayıp gelmiş bulunmanızla ne derece mütehassis olduğumu/hislendiğimi, duygulandığımı, hattâ müteşekkir olduğumu bir kere de şu kısacık yazımla sizlere bildirmek istediğimi, bir kere daha teyid ederek/doğru olduğunu ortaya koyup, sağlamlaştırarak, cümlenize selâmlar, duâlar ve sevgilerle, hayırlarla bildirmek istedim.

Bâkî/gerisi – geriye kalan, tek rızâsı vesselâm…(1)


İstanbul’a doğru yola çıkarken, üstteki satırlar sebebiyle uzun uzun düşünüyor ve kendime diyorum ki:

“-Kendini iyice tart ve söyle… Gerçekten “ziyâret” niyetinde misin yoksa İstanbul’a gezmeye mi gidiyorsun? Eğer “bu seferki hiç de öyle değil, ihyâ-yı hâl etmek niyetindeyim”, diyebiliyorsan mesele yok!

Bu takdirde, “ahlâk-ı Muhammedî’den herkese ihsân edilmiş bulunan tükenmez hazînelerden ve içinde birikmiş kirleri, pasları temizlemek yolundan faydalanarak, gerçekle yüz yüze gelmenin” kapısına yakınsın demektir. Yolun açık olsun!”


Derken, şunları hatırlıyorum, içim titriyor:

(… Bir peygamberin ashâbı içinde de ona hakkıyle tâbî olanlar bulunduğu gibi, münâfık ve sapıtmış olanlar da vardır.

Peygamber olur da, ashâbı arasında fitne ve fesat ehli bulunmak hele mürted olmak yâni îmânından dönmek yakışır mı? Denilemez.

Hayır ehli de şer ehli de karşılığını Allah’tan görürler. Fakat cemiyet bunlardan hâlî olamaz. Velev ki peygamberlerin ashâbı dahî olsalar…

Kezâ, bir kâmil insanın etrâfında bulunanların hepsinin de, matlup olan dereceye yükselmeleri imkânsızdır. Bunda şaşılacak bir şey yok.

Bu, böyle gelmiş böyle gider. Maamâfih bunlar da hak ettikleri âkıbeti er geç bulurlar.

Bu hususta peygambere bir eksiklik düşmediği gibi, onun vekili olan kâmil insana da bir noksan gelmeyeceği tabiîdir.)(2)


İstanbul’a doğru ilerliyoruz… Ama bu sefer de şu mübârek sözlerle düşünceye dalıyorum:

“-‘…matlup olan derece’, nedir?

Geçen yıldan bu yana hangi safralarımı attım ve acaba attığım herhangi bir safradan söz edebilir miyim? Edemiyorsam, bu gidiş nedir ve nereyedir? Kendimi mi kandırıyorum yoksa?”

İçim, bir tuhaf oluyor ve başımı bu düşüncelerden çevirip, pencereden manzarayı seyrediyorum. (6 Temmuz 2019)


  • (1)Sâmiha Ayverdi, 8.07.1992 târihli mektup.
  • (2)Hz.Ken’an Rifâî, Sohbetler, sayfa 465.